• 30.03.2017
Abdulkadir İKBAL

Abdulkadir İKBAL

M.Akif İnan’la bir sohbet

Rahmetli ağabeyimiz Mehmet Akif İnan, 1976 yılında yayın hayatına giren Mavera edebiyat dergisini bazı arkadaşları ile birlikte çıkarmıştı. Bilahare ülke  çapında örgütlenen  Memur SEN Sendikasını da  kurarak bu hizmet devam etti ve  günümüze kadar geldi.

              Mehmet Akif İnan babacan, sevecen di. Merhum sigara  içer yanında taşıdığı tütün tabakası elindeki  tespihi ve giydiği şalvarıyla da tipik bir  beyefendi ve  bir Urfalıydı.

           Urfa da uzun yıllar kalmamıştı amma,  Urfa nın gelenek ve göreneklerini çok iyi bilen ve yaşayanlardandı, halinin  dili  onu  anlatıyordu.

            Merhum Mehmet Akif İnan ve  arkadaşları Cahit Zarifoğlu,  Rasim Özdenören,  Aalaaddin Özdenören Mehmet Nuri Pakdil Erdem Beyazıt, ve Hasan Seyithanoğlu ile birlikte Maraş ekolu olarak çıkardıkları  Mavera Dergisini okurdum.  

 

        O tarihlerde adliyede memur olarak çalışıyordum Mavera dergisini hem okur hem de   bazı  hâkim ve savcılara  verirdim,  onların bazı  konuşmalarına tanık olur, dergiyi  beğendiklerini ve bu dergide yazı ve şiir yazanların aydın kişiler olduğunu  ifade ederlerdi.

            

       Merhum Mehmet Akif İnanı Urfa da bulunduğu bir sırada Yusuf paşa camiinin  kuzeyin de bulunan Risale_i Nur medresesine davet ettim sağ olsun beni kırmadı ve davet ettiğim medresede buluştuk,   yere serilen  minderin   üzerinde  oturduk.  Mütevazi bir hali vardı. Sesi tok ve gürdü.  Hem sözleri ve hem de bakışları  manalıydı,

 Kendi derdini unutmuş gibiydi. Alem_i İslam’ın içinde bulunduğu durum  hakkında  üç saate yakın sohbetimiz oldu, birkaç  kez  çay içtik.

            “Türkiye de laikliğin dindarları nasıl perişan ettiğini, Kur’anı Kerimin bile suç  delili olarak mahkemelere getirildiğini, merhum ve şehit Atıf Hocanın Osmanlı döneminde  şapka ile ilgili  yazmış olduğu eserinden dolayı idam edildiğini ve Cumhuriyet döneminde memleket memleket gezen İstiklal  mahkemelerinin   hakimleri olan  Üç Aliler tarafından verilen kararlar la ,  yüzlerce insanın dindar olmalarından dolayı  idam ve mahkum edildiğini, camilere kilise gibi sıralar konmak için çalışma yapıldığını ve Risale_i nur eserleri yüzlerce defa beraat kararı aldığı halde  tekrar tekrar mahkemelere verildiğini, dünya hukuk tarihinde emsali olmayan bir hukuksuzluk yaşandığını” laiklik üzerinde,  hem sohbet ettik hem de  dertleştik

            

   

             

      Rahmetli talebelik yıllarında Risale_i nur eserlerini okumuş,  hizmete  aşina ve manen de Bediüzzaman Said Nursi nin talebesi sayılırdı. Çünkü Said-i Nursi Risale-i nurlardan bir ders dinleyeni dahi  talebe olarak kabul ediyordu.

          

      Merhum 1990 lı yılların başında Urfa Şair NABİ Kültür merkezinde Laiklikle ilgili bir konferans verdi,  bu konferansı bizzat  dinlemiştim, akıcı ve güzel bir üslupla bu ülke de  dindarların laiklikten neler çektiğini çekinmeden ve akıcı bir üslupla   anlattı. Dinleyiciler çok istifade ettiler. 

           

     Rahmetli sözlerini eğip bükmezdi. Bildiği doğruları  söylerdi.Ancak İslam adap ve ahlakının verdiği olgunlukla konuşurdu.

            

     Merhum Urfa da  verdiği konferanstan dolayı mahkemeye verildi ve Diyarbakır Devlet Güvenlik mahkemesinde yargılandı. Ankara da da evine baskın yapılmıştı merhumun  annesi polislere” adam gibi bir adam götürüyorsunuz” demişti.

           

     Rahmetli Mehmet Akif İnanla ilgili şimdiye kadar neden yazmadım çünkü birazda kendisine daha yakın olanlardan bunu bekledim, küçük te olsa bu anıyı yazmalıydım, yoksa  benim için de  bir eksiklik olurdu.  Öyle ya  dostluğun verdiği bir de  vefa olmalıydı.

 

       Bu yazı Mehmet Akif İnanı elbette  anlatamaz, bizimkisi koyunun olmadığı yerde olan tabiri andırıyor.

           

    Allah mekanını cennet etsin, 2000 yılında hakka yürüdü amma, geride bıraktığı hizmet  devam ediyor.

          Onun şiirlerini  merak edenler özellikle Mescid-i Aksa da yapılan Yahudi zülmünü dile getiren  ve  adeta bir kor gibi yanan   yüreğinden süzülen   ümmetin feryadını mısralara döküp,  sanki   gül bahçelerinden topladığı ve  bir biri içine sarılı bir  deste gülü bizlere takdim ederken  ve  miski amber  gibi kokan o  şiirini okusunlar.

           TRT 1 de yayınlanan “Yedi Güzel İnsan” dizinde hizmetleri anlatılan  o  yedi gül’den biri  de merhum  ağabeyimiz  Mehmet Akif İnan’dı.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.