• 06.02.2018
Abdulkadir İKBAL

Abdulkadir İKBAL

Kuvvet hakkın parçasıdır

Her   devletin  en asli görevlerinden biri adaletle hükmetmesidir.    Hakkın tecellisi  ancak  ve  ancak   halklı ile haksızın  birbirinden ayırt edilmesiyle mümkün olur. Haksıza  ceza vermek haklının hakkını  korumak  toplumdaki  huzuru sağlar..

       Haksızlığı,  hak iddia  edenlere karşı  hak iddia etmek hayli zordur.  Çünkü    haklı taraf eğer  güçsüz ise  o mağdurun  hakkını  korumak son derece zordur ve belki de bu dünya da imkansız hale  gelir. Hakkını alamayan haklının işi ahirete intikal etmiş ve Adili mutlak olan Allah ancak  onun   hakkını  alır.

       Eğer Allah  güçlü  olmasaydı ne bu alemi idare edebilir, nede ahirette   insanların hak ve hukukunu koruyabilirdi. Zira  adil olmak bile  tek başına yetmez, Hakkın  tecellisi için mutlaka onun   güçle takviyesi  gerekir.      .

         Doğu bölgelerinde ve   bir çok yerde olduğu gibi kan davaları, arazi anlaşmazlıkları, aileler veya insanlar arasında meydana gelen  bazı  ihtilaflarda barış ve adaleti  sağlamak amacıyla güçlü ve hatırı sayılır kişiler araya girmektedir.  Çünkü  güçlüler   araya girdikleri davanın adeta  garantörüdür.

      Devletlerin de   hukuku  güç sayesinde işlemektedir.  Bir  suçlu  güvenlik kuvvetleri  tarafından yakalanır, o güç o şahsı mahkemeye getirir. Hakim suçlu olduğuna ve hapsine karar verse bile hakimin o kararını infaz edecek bir güce ihtiyaç vardır.  o suçluyu mahkemeden alıp cezaevine götürecek  güç lazımdır. Bu olmadığı takdirde hâkimin verdiği karar hiçbir işe yaramaz. Suçlu elini kolunu sallayarak mahkemeden  çıkıp  gider. Güvenlik  kuvvetleri  suçluyu  hapishaneye getirdiğinde bile  başka bir güce daha  ihtiyaç vardır.  Cezaevi   görevlileri  o suçlunun cezasının bitimine   kadar onun başında durup infazı gerçekleştirirler.

           Malum olduğu üzere    geçmişten   günümüze   kadar  zalimler   zayıfların elindeki  imkanları ya hır sızlayarak veya  zorla gasp etmektedirler.  Afrikalı bir çok insan   ot yerken onlara tasallut olan   zalim batılılar  Uganda da yerli halkın  balık tutmasını  bile yasaklamıştır . Balıklar İngiliz şirketleri  tarafından avlanarak İngiltere’ye veya başka ülkelere götürülmekte o ülkenin insanları ise  aç ve sefil  bir  hayat  sürmeye devam  etmektedir  .Bu gibi durumlarda güç devreye girmese bu zülüm ve vahşet devam eder gider. Yaşadığımız asırda    Müslümanların  güçlü  devletleri  olmadığından  zalim  ve vahşi batılı devletlerin tasallutuna, işgaline ve ellerindeki imkanların gasp edilmesine  maruz kalmışlardır. Misalleri çoğaltabiliriz.

         Haklı olan elbette  kuvvetlidir ,  ancak Allah Müslümanların kafirlerden her hususta daha üstün olmasını bildirmiştir. Veren el alandan üstündür, asrın silahı ile silahlanın derken, bu mesajlar boşuna verilmemiştir. Güçlü hale gelmesek ve bu hususta asrın gerektirdiği şartları elde edemezsek  ne hayatımızı nede hukukumuzu müdafaa edemeyiz. Onun içindir ki çok çalışmaya üretmeye ve dünyadaki gelişmelerin arkasında değil önüne geçmeye mecbur ve mükellefiz. Asrımız da  en büyük güç  ilimde ve fende  terakki etmekle elde edilebilir. Bunu gerçekleştiremeyen toplumlar haklı da olsalar bu dünya da  ayak altında kalmaya mahkum olurlar.

                        A.Kadir İkbal                    


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.