Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yasin YAŞUK
VİRA BİSMİLLAH!
17 Şubat 2012 07:02
 

“Hayata hep karamsar bakan kimseyi hiçbir şey memnun edemez. Böylesi bir insan, saraylarda da olsa mutsuzdur. Hayata karşı iyimser olan, olumlu bakan kimse ise zindanlarda da olsa mutludur.”

İrademizi kontrol etmeyi başarabiliyorsak,kalp kırmanın aslında kendimize karşı bir kırgınlık olduğunu anlayabiliyorsak, ilişkilerimizi daha düzenli sürdürebiliyorsak problem yok demektir.Yakışan da bu güzelliktir aslında insanımıza.

Biz ki  Halil İbrahim bereketinin olduğu topraklarda yaşayan insanlarız,Biz ki evimize misafir oturtmadan sofrada yemek yemeyen bir geleneğin mirasçılarıyız.Ben inanıyorum ki,yıllar önce Urfa’mızda Hac kafilelerini evlerinde ağırlamak için ecdadımız nasıl yarıştıysa bugün de yeni neslin bu mayadan mayalandığını düşünerek aynı fedakarlığı yapacağından eminim.Yüzlerce kişiyi ağırlayabilecek bir erdemliliğe sahip bu mübarek diyarın mübarek insanları. Ki geçen yıl Trabzon-Fenerbahçe maçındaki taraftarlarını ağırlamada ve onlara ev sahipliği yapmada herkes şahit oldu.

Kış aylarını geride bırakacağımız  şu güzel  bahar arifesinin bir gününden merhaba sevgili dostlar.

Gönüllerinde sevgi dolu fertlerin yaşadığı, dayanışmanın hiç eksilmediği, güneşinden midir bilmem, ama içindeki tüm insanlarının yüreklerinde aynı sıcaklığı hissettiğim güzel diyarımız Urfa’dan Urfa’ya merhaba!

Bu köşeden bir başlangıç yazısı olarak kabul ettiğimiz şu satırlarda ne bir kavgadan ne bir dedikodudan ne bir nefretten ne bir kıskançlıktan bahsedeceğiz. Yaratılışımızın gayesi olan sadece iyilik yapma ve iyilik duygularını yaymadan bahsedeceğiz. İsterseniz konuya arada bir çevremizdeki dostlarımıza anlattığımız kıssadan hisse diye tabir ettiğimiz bir öyküyü sizinle paylaşarak başlayalım:

“Bir gün bir öğretmen derste öğrencilerine bir teklifte bulunur: Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?

Öğrenciler çok sevdikleri öğretmenlerinin bu teklifini hemen kabul ederler. O zaman, der öğretmen:

Bundan sonra ne desem yapacağınıza söz verin. Öğrenciler söz verir. Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer torba ve beşer kilo patates getirin, der.

Öğrenciler pek bir şey anlamazlar önce, ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazır. Öğretmen şöyle der öğrencilerine:

Şimdi, bugüne kadar affetmeyi istemediğimiz her kişi için bir patatesi ayırın kişinin adını patatese yazıp torbaya koyun.

Kimi öğrenciler üçer beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası ağzına kadar dolmuş. Öğretmen devam eder açıklamasına:

Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz arabada, otobüste, okulda, sıranın üstünde… hep yanınızda olacaklar.

Bir hafta geçmiştir aradan. Öğretmen sınıfa girer girmez, öğrenciler şikâyet etmeye başlamışlar:                              

—Hocam bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.

—Hocam, patatesler bozulmaya başladı. Pis koku saçmaya başladı. Hocam insanlar bize tuhaf tuhaf bakıyorlar artık.

—Hem sıkıldık, hem yorulduk.

—Ne bu, işkence resmen bu Hocam, gibi sesler birbirine karıştı.

Öğretmen gülümseyerek öğrencilere şu öğüdü verir:

Çocuklar görüyorsunuz ki kişileri affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkûm ediyoruz. Oysa affetmek en başta aslında kendimize yaptığımız bir iyiliktir.

Ne dersiniz sevgili dostlar? Biz bugünden itibaren sırtımızda taşıdığımız çuvalları indirsek iyi olmaz mı? Ruhumuza ağırlık veren patatesleri teker teker atsak. Kendimize bir iyilik yapsak ne iyi olur. Peygamberler diyarı olarak ismiyle müsemma olan bu şehrimizin insanları, başta söylediğim gibi yüreklerindeki sıcaklığı güneş gibi herkese cömertçe sunarlar. Halil İbrahim bereketiyle dolu olan sofralarını açan bu millet gönüllerini de herkese açar.

 Tarih kokan sokaklarından hiç selam eksilmeyen, vefayı, sadakati, dayanışmayı şiar edinen bir topluluk güzelliği herkese sunacaktır. Gelin ecdadımızın yaptığı gibi kapıları hiç kapamayalım, odamıza çekilip televizyon başında saatlerce oturmayı değil, konu komşuyla, sıra arkadaşlarımızla, dostlarımızla hasbi hal edip sıkıntılarımızı paylaşalım azalsın diye; sevinçlerimizi paylaşalım çoğalsın diye, ihvan olalım, yâr olalım, yâran olalım birbirimize. Edepten bahsedelim, hayâdan bahsedelim, sevgiden bahsedelim çocuklarımızın yanında.

Sabah kalktığımızda çocuğumuza, eşimize, komşularımıza azıcık da olsa birer tebessüm ikram edelim. Korkmayın eksilmez, bilakis artar. Günaydın, diyelim. Mahallemizdeki bakkala uğrayıp onun  halini hatırını soralım, fırıncı kardeşimize el sallayalım. İşyerimizde arkadaşlara şöyle içten bir selam verelim. Kucaklayalım birbirimizi. Gözlerimizle yayalım pozitif enerjiyi. Göreceksiniz herkes güzel,herkes,iyi,herkes saygılı. Zira insan mahlûkatların en şereflisidir.

Her şey gönlünüzce olsun. 

                                   

Bu yazı toplam 749 defa okunmuştur
Rasgele
Zeki Polat
Öncelikle bu güzel yazınız için teşekkürler ve böyle güzel yazıların davamınızı sizlerden beklleriz.
21/02/2012 07:17
YAZARIN ÖNCEKI YAZILARI
RÖPORTAJ
YAZARLAR
FOTO GALERI
ÇOK OKUNANLAR
 IMKB:51.786 Dolar:1,5097YTL Euro:2,1650YTL  Altýn:355,81YTL