![]()
Ahmet ÖZTÜRK
|
Gerçekten de içimizde şeytan ve hatta şeytanlar vardır.
Nasıl olmasın ki akıl, irfan, iman, haysiyet, karakter, meziyetler, takva gibi ulvi sıfatlarımız varken, cennet, cemalullah, Kevser, Firdevs ala, huri ğılmanlar varken, tüm nimetleri elimizin tersi ile itebiliyor. Bir anlık harama, günaha ve necis olan dünyalığa kavuşabilme adına değişebiliyorsak, içimizde bir değil binlerce şeytanlar cirit atıyorlar demektir.
Tüm bu kalkanlarımıza rağmen, şeytanın oklarına hedef olup vurulabiliyoruz, oluk oluk akan kanımıza bakıp hareketsiz kalarak kanımızda boğuluyorsak manevi kalkanlarımızı kullanamadığımızı gibi silahlarımızı da kullanamıyoruz, neden? çünkü içimizdeki şeytanlar iş başındadır da ondan, hiç boş durmuyor tüm silahları ile üzerimize ölüm kusuyorlar.
Şayet biz yüce yaradanın huzurunda olduğunuzu unutup laubali olabiliyorsak içimizdeki şeytanlar çalışıyor demektir.
Rabbimiz tarafından pak ve temiz olarak bize bahsedilen nimetleri mundar edip yiyip şükrümüzü eda edemiyorsak, içimizdeki şeytan uyanık demektir.
İnsan olmanın onuruna yakışmayan bin bir melaneti çirkefi ve pisliği işlerken yüreğimiz titremiyor ve uyanmıyorsak, şeytan üzerimizi örtmüş başucumuzda dimdik ayakta bekliyor demektir.
Duyulduğunda rezil ve kepaze olacağımızı bile bile yanlışlar yapıyorsak, şeytan aklımızı duygularımızı ve ruhumuzu esir almıştır demektir.
Bin bir eziyet, zahmetlerle kurulmuş dostluklar ve arkadaşlıkları eften püften nedenlerle bozabiliyorsak şeytanın tezgâhına gelmiş bulunuyoruz demektir.
Nasıl daha düzgün daha helal ve daha nezih olabilirimin yerine, nasıl kısa sürede köşe olabilirim, nasıl şunun bunun ayağını kaydırabilirim nasıl da tongaya düşürebilirim diye düşündükçe şeytanlar ha bire çoğalacak ve etrafımızı saracaklardır.
Bu topluma söyle bir temaşa edin yüzü gülen ne kadar da az insan var, yarınına emin bakabilen, kazıklanmayacağını düşünüp çalışabilen, aldığının hakkını vermek için canla başla çalışan nurani ve rahmani ter döken insanlar ne kadar azaldı.
İmandan yoksun, İslamsız hayatın insanlara dayattığı zalimane, asiyane fasikane yaşam tarzı, kişideki tüm dinamiklere dinamit koymuş gibi darmadağınık hale getirmektedir.
Öyle bir dağınıklık ki her bir parçası farklı yerlere gitmiş onların bir araya getirilmesi ve onarılması mümkün olmayınca, onarımlar yan sanayi, uyum sağlamayan yedek kavramlar, beşeri söylemler, indi beyanlarla giderilmeye çalışılmaktadır.Uyum sağlamayan kan gruplarıyla hastaya hayat vermeye çalışan biçare tabipler hastanın daha da kötü hale gelmesinden başka bir şey yapamamaktadırlar.
Bugün insanlık ailesi manevi perişanlık yaşıyorsa, buhranlarla kavruluyorsa, keşmekeşlikler ile bocalıyorsa bunun temelinde İslami bir hayat tarzının olmamasındandır.
Kişilerdeki mutsuzluk, doyumsuzluk, huzursuzluk, ailelerdeki parçalanmışlık, fertler arasındaki güvensizlik ve birbirilerine karşılık hasımane davranışlar bu durumdan kaynaklanmaktadır. Yani İslami olmayan bir yaşam tarzını benimsemişliğimizdendir.
Böyle durumlarda yani hayatın yaşanmasında etraf toz duman olmuşsa, göz gözü göremez duruma gelmiş, tedavinin imkânsız ve karmaşık olduğu zaman dilimleri yaşanıyorsa, yapılması gereken evvela bir durmak gerekir, sakin olmak gerekir. Fırtınanın hangi taraftan geldiğine bakmak gerekir. Fırtınanın hızını ve nerden estiğini öğrendiğimizde gemimizi en sağlam ve en yakın limana ulaştırmaya çalışmamız gerekir
Peki, olan olmuş ve fırtına kopmuş, birçok şey hasar görmüşse ki öyle de olmuştur, peki ne yapmamız gerekmektedir?Bu etapta çok şey yapmamız mümkün olmasa gerek, fırtınanın estiği anda ancak acil durum tedbirlerini alabiliriz.Tedavileri acil polikliniklerde yapabiliriz fırtına anında tam teşekkürlü hastane inşaatına başlamak ahmaklık olur.
Bir tarafta acil tedavi programını uygularken bir tarafta da olası daha büyük fırtınalarda hasar görmemek için çareler düşünmemiz gerekir. Köklü çözüm tedbirlerini geliştirmemiz gerekir. Yani tüm bu maddi ve manevi sıkıntıların doğmasında rol alan etmenleri yok etmemiz lazım.
İyide Neyin yokluğundan bu sıkıntılara duçar olduk. akıl almaz bu şenaatler ve sıkıntılar hangi günahlarımızın meyvesidir Neyin olmamasıyla dertlerimize dert kattık ve de dertlerimizi katmer katmer hale getirdik, tüm bu sıkıntılar neden oldu onu bilmemiz gerekir, bunu bilmeden, doğru teşhis yapmadan tahlil ve analizler yapmadan körü körüne yapacağımız klasik tedaviler hasta olan toplumun dertlerine derman olamayacağımız gibi, dertlerine dert katmaktan öteye de geçmez.
Âcizane olarak;
Müzmin ve elim olan bu biçareliğimize derman olacak reçeteyi şöyle sıralayabiliriz:
• Yaşadığımız toplumun dini, milli, sosyal, siyasi, ekonomi ve ailevi bireysel konjonktürünü iyi tahlil etmemiz gerekir.
Toplumun durumunu, ahlaki yapısını anlayışını ve anlama kabiliyetini, önceliklerini, vazgeçilmezlerini bilmeden toplumu tahlil ve tedavi etme imkânımız olamaz.
• A’ dan Z ye problemlerin cürümünde kullanacağımız tüm ekipmanlarımız argümanlarımız ve söylemlerimiz ilahi vahye dayalı olması lazımdır.
• Birilerin ünümüze uzattığı beşeri ideolojileri köhnemiş silik ve kaidesiz reçeteleri elimizin tersiyle itmemiz gerekir, ilahi vahyin öğretilerine tabi olmamız gerekir.
• Yeniden iman etmemiz gerekir, imanımızı Allaha has kılmamız gerekir imanımızı şeytani dörtlerden ve telkinlerden arınmış ilahi vahye dayalı pak ve nezih hale getirmemiz gerekir
• İslam’ı, kaynağından öğrenmeli ve öğrendiklerimizi yaşamalıyız
• Yaşantımızla, ahlaki yapımızla, ikili ilişkilerimizle, ticari çalışmalarımızla dünyevi bakışımızla, siyasi tercihlerimizle, eğlence anlayışımızla fiili Müslümanlığımızı ortaya koymalıyız.
• Şeytanın ve şeytani düzenlerin Hz. Âdem (as) den bu güne, düşmanımız olduğunun bilincine varmalı olanca gücümüzle onlarla aramıza mesafe koymalıyız .
• Her türlü ilişkilerimizi ilahi vahyin emri doğrultusunda yeniden şekillendirmeliyiz.
• Öğrenip uyguladığımız ilahi emirleri sabırla toplumun dinamiklerine nakış nakış işlemeliyiz.
• Beşer olarak özerimize düşen gürevlerimizi ifa ettikten sonra amellerimizin kabulü ve devamı için Allaha yalvarmalıyı
Sevgili kardeşlerim
İçinde yaşadığımız asır, her türlü rezilliğin mubah algılandığı, şeytanların ve tağuti güçlerin iş başında olduğu bir asırdır.
Müslümanlar olarak çok dikkatli olmalı, nefsimizi ve neslimizi çirkef dolu hayatın pisliklerinden korumalıyız Şeytanın oyuncağı ve askeri olmamalıyız
Allah cümlemizi her türlü şerlerden halas eylesin âmin
RSS | Künye | Bize Ulaşın | Gizlilik İlkeleri
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz © 20010-2011, Tüm Hakları Saklıdır.
sanliurfaolay.com (Anadolu Ajansı) Abonesidir.
Görsel Tasarım:- Yazılım: OSMAN GÖRGÜN1337671429.46sn.











































