Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Aziz İLGAZİ
URFALI OLMAK…
09 Ocak 2012 08:33
 

Kültür, toplumların dünya görüşüdür. Kültür toplumların yaşayış ve davranış modelleridir.

Toplumlar kültürlerini örf, adet ve yazılı normlar (hukuk) vasıtası ile uzun süren yıllar, hatta asırlar sürecinde kazanmıştır.

Kültür, toplumların dünya görüşüdür.

Toplumlar kültürlerini örf, adet ve yazılı normlar (hukuk) vasıtası ile uzun süren yıllar, hatta asırlar sürecinde kazanmıştır.

Kültür, zorla değiştirilemez.

Bireylerin kişisel tutumları, ailelerin davranış modelleri, kurumların çalışma şekilleri, toplumsal yardımlaşma, sevgi ve saygı bildirme biçimleri uzun süren örf, adet ve yazılı normların etkisi ile şekillenmiştir. Bu şekiller tıpkı geometrik şekiller gibidir. Değiştirilmesi mümkün değildir. Ancak, toplumun içinde yine kendiliğinde zamanla değişime uğrayacaktır elbette.

700 yıllık Osmanlı devleti yıkıldıktan sonra yerine Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Cumhuriyet toplumu zaman içinde örf, adet ve yazılı normlar (hukuk) ile şekillenirken, Osmanlı devletinden kalan kültür her ne kadar zaman aşımına uğramış gibi görünse de etkisi devam etmiştir. Bu gün Osmanlı kültürünün etkisi güncel sözlerimizde güncelliğini şu sözlerle korumaktadır.

“Benim anam Osmanlı kadınıdır” Osmanlı Kadını olmak, sert, ciddi prensipleri olan, çalışkan, fiziksel olarak erkek kadar güçlü, evde söz sahibi vs…

Osmanlı kültürü devam ediyor, Osmanlı Devleti kendi içinde çok kültüre de ev sahipliği yapmıştır. Bu kültürlerden biri Arap, diğeri Çerkez, bir diğeri Rum, Süryani, Kürt, Yahudi, vs…

Çok farklı kültürlere ev sahipliği yapan Osmanlı Devleti, yerini cumhuriyete bırakınca kültür etkisi devam etmiştir. Cumhuriyet elbette ki Osmanlı kültüründe etkilenerek bu güne kadar gelmiştir.

Cumhuriyet tıpkı Osmanlı gibi kendi içinde çok farklı kültürlere ev sahipliği yapmıştır.

İnsanoğlu manevî yönünü güçlendirmek için bir tatmin aracı olarak kültürü çok fazla dayanak olarak görmüştür. Kişilik geliştirmek, ahlaki değerlerini en düzeyde yaşatmak, toplumsal sorumluluğunu ve inancını yaşamak için kültürünü çok sıkı korumuştur. Bu korumacılık anlayışı bireyleri ve toplumları güçlü kılmaktadır. En güçlü birey ve toplum kendi öz kültürünü yaşayandır. En zayıf birey ve toplum, kendisine ait kültürü yozlaştıran, kaybeden ve başkasının kültürünü ithal ederek yaşayandır.

İnançlarını ve kültürlerini yaşayan toplumların en belirgin özelliği, fertleri arasındaki sıkı bağlılık, yardımlaşma, büyüklerine karşı saygı ve sevgi, başkasının inancına, namusuna, şerefine, hakkına saygıdır. Bu değerler zedelendiği takdirde toplumsal sorunlar yaşanır. Kişi kendisi ile yaşamak zorunda bırakılı ve dışlanır.

Benim yaşamımın büyük bir bölümü ki, buna üst çocukluk, gençlik ve olgunluk dönemi diyelim, İstanbul’da geçti. İstanbul’un çok farklı kültürlerinin iç içe yaşadığı, farklı dinlerin, dillerin, inançların olduğu bölgelerinde yaşadım. İstanbul’da yaşarken ülkenin hemen hemen her iline iş nedeni ile seyahatlerde bulundum. Doğu’da Şanlıurfa kadar çok farklı kültürün içi içe barış içinde ve dostça yaşadığı bir başka il görmedim.

Güneydoğu ve Şanlıurfa…

Peygamberler kenti…


Kutsal bir kentin asıl mayası asırlar önce peygamberler tarafından atılmış. İslam kültürü ile mayası çalınmış bu kentin daracık sokakları ve tarihi eserleri ile bir çile çekmiş kentin izlerini taşıyor. Tıpkı taş duvarlarda izi kalmış Ermeni kurşunları kadar açık ve net…

Farklı inançların, farklı dillerin ve renklerin varlığı ile şekillenmiş bir coğrafya üzerinde yerleşik kentlerden biri olan Şanlıurfa, farklı kültüre ev sahipliği yapan bir toprak anadır.

Türkler, Araplar, Kürtler, kendine özgü kültürleri ile geleneklerini, göreneklerini yaşıyorlar. Kızlarını ve erkek çocuklarını evlendirirken asırlık gelenekleri dâhilinde düğünler yapıyorlar. Dünyaya gelen çocuklarına kültürlerine göre isimler veriyorlar.

İşyeri açıyorlar, üretiyorlar, paylaşıyorlar, bu ülkenin ekonomik gelişimine katkı sağlıyorlar.

Oy kullanıyorlar, seçiyorlar, seçiliyorlar.  Kendi inançlarını yaşıyorlar.  Okuyorlar, okutuyorlar.  Vergi veriyorlar.  Aynı sağlık ve eğitim hizmeti alıyorlar.

Bu ülkede bir milleti oluşturan bu farklılıkların bir arada ahenkle, dostça, kardeşçe barış içinde yaşamaları cumhuriyetten önce asırlara dayanmaktadır. Cumhuriyet tarihinde hiç değişmeyen bu ahenk ve renkler mozaiği günümüzde devam etmektedir. Bu güzel ortak yaşam asırlar boyu devam edecektir. Çünkü dil, din, inanç ve renkler ne kadar farklı olsa o kadar hoşgörü olacaktır. Bir milleti oluşturan bu farklılıkların bir arada yaşaması kültürlerin bir arada yaşamasıdır.

Yaşadıkları kültürü oluşturan örf, adet ve yazılı (hukuk) normları korudukça ve saygı duyuldukça hiçbir toplum bunalım yaşamaz. Bizleri inancı, dili, dini, rengi ne olursa olsun, bir arada ahenk içinde değerlerimizle yaşatan ve mutlu kılan onurlu paylaşımlarımızdır.

Ahenk içinde yaşayan insanların kendine özgü kültürleri hor görülürse eğer, onurlu paylaşımlardan söz etmek mümkün olmayacaktır. İnsanlığın kendini ifade etme yolları çoğu zaman sanat ile mümkündür, Müzik, tiyatro, el sanatları, heykel, resim, sinema, şiir vs kültürlerden ve yaşamlardan kaynağını almaktadır.

Tek bir kültüre hapsedilmiş insanların sanatından söz etmek mümkün mü?

Tarihi dokusu içinde örf, adet ve yazılı normları ile Türk, Arap ve Kürt kültürlerin bir arada yaşadığı hoşgörü ve peygamberler kentinde birlik ve beraberlik içinde yaşayan insanların kardeşliğine özenen dış güçler, geçmişte kötü niyetlerini sergilediler.

Bu ülkeyi silahla bölme planları başarısız olunca sıra bir arada yaşayan farklı kültürlere sahip insanlarımız arasına nifak sokarak devam etmeye çalışacaklardır. Ancak, asırlar boyunca bir arada yaşayan ve paylaşan insanlarımız kafasında hangi düşünceyi taşıyorsa taşısın, hangi kültürü yaşıyor ya da yaşatıyorsa yaşasın-yaşatsın, oyuna gelmeyecektir.

Gaziantep’te bu gün oynanan oyunun bir benzerini Fransızlar, İzmir’de Yunanlılar, Kars’ta Ruslar sergiledi.

Peki Şanlıurfa’da;

Harran Üniversitesi Araştırma Hastanesi’ne giden yokuşun başında bir taş binada bu gün Şanlıurfa’da eskiden oynanan oyunlarda rol alan Ermenilerin izini görmekteyiz. Ermenilerin silahlarında çıkan mermilerin izleri halen duruyor. Bu izleri arada bir görmek için o caddeden geçmelisiniz. Bu kirli oyunların devamı da yabancı ülkelerde elçilerimiz, ataşelerimiz ve konsoloslarımız öldürülerek devam etmiştir.

Urfa’nın “Şanlı” olmasında katkısı olanlar Türkler, Araplar ve Kürtler..O gün yaşadıkları kültürlerini bu günde özgürce yaşayan ve yaşatanlardır.

İşte ben Şanlıurfa’da farklı kültürlerin bir arada barış içinde yaşadığı insanlar görüyorum.

Mutlu oluyorum…

Yüzüm gülüyor bu beraberliğe ve kardeşliğe…

Gelecekte çocuklarımız, farklı kültürden insanlarla dostça yaşadığımız için bize “cahil” damgası vurmayacak.

Yarın sokakta yürürken arkamızdan kimse, siyah ya da beyaz ayrımı yapmayacak.

Kültürlerin içinde siyasi ve sosyal sürekliliği yaşatan unsurlar kadar sorumluluk taşımamızı sağlayan unsurlar da var. Bizden farklı düşünene ve yaşayana karşı, sorumlu davranarak hoşgörü ile yaklaştığımız için, bizden sonra gelecek nesiller bizleri hep saygı ile anacaktır.

Şanlıurfa Güneydoğu’da ekonomik ve sosyal manada yıldızı hızla parlayan bir kent. Birkaç arazi ve para meselesi ve hırsızlık dışında işlenen suçlardan başka kültür çatışmalarının yaşanmadığı bir huzur kentidir.

Şanlıurfa kentini saran ulvi havanın korunmasında elbette devlet ve yerel yöneticiler, kurumlar kadar kentte ve kırsalda yaşayan farklı kültürlere mensup insanların özverili çabaları ve insanlık dolu yüreklerinin, millet olma inançlarının tesiri çok büyüktür.

Şanlıurfa insanını kutlamak, kucaklamak ve takdir etmek lazım.

Bir arada barış ve kardeşlik duyguları içinde yaşayarak güzel örnek teşkil etmeleri, gelecek nesillere de miras olarak aktaracaklardır.

Bu örnekleri her gün yaşıyoruz, kutsal Ramazan ayında aş evinde verilen yemeklerden tadanlar, eğitim ve giyim yardımı alanlar arasında Türk, Arap ve Kürt vatandaşlarımız vardı. Özel şahısların destekleri ile yaratılan bu yardımları sağlayanlar Türk, Arap ve Kürt vatandaşlarımızdı. Bu yardımları alanlarda Türk, Arap ve Kürt vatandaşlarımızdı.

Bakınız hiç ayrım yok, ayrımın düşüncesi bile kafalarda yok.

Tıpkı;

Urfa’ya “Şanlı” unvanı kazandıran Urfalı evlatların, Türk, Arap ve Kürt olduğu gün ki gibi.

Saf ve masum…

Ermeniler Urfa’da kurşun sıkarken Türk, Arap ve Kürt ayrımı yapmadılar,

Fransızlar Antep’te kurşun sıkarken Türk, Arap ve Kürt ayrımı yapmadılar,

Ruslar Kars’ta kurşun sıkarken Türk, Arap ve Kürt ayrımı yapmadılar;

Şanlıurfa bir mozaik, bir barış abidesi, dinler arası diyalogun merkezi..

Şanlıurfa, bir toprak ana, farklı düşünceleri olan evlatlarına ana yüreği ile yakalaşan bir toprak anadır..

Kendi kültüründen olmasa da, balık sevgisini dünyaya öğreten kutsal bir kentin geceleri sönmeyen ışıkları altında özgürce cami avlusunda yatan insanlara da analık yapan bir toprak.

Hoşgörünün kenti…

Urfa’yı sevmek, Urfa’lı olmak..

Sorumluluk istiyor… Emek istiyor…Yürek istiyor…

Bu yazıyı, Şanlıurfa için emeğini, sevgisini, alın terini ortaya koyan, sorumluluk sahibi, farklı kültürden barışa ve dostluğa gülümseyen tüm yürekli insanlara ithaf ediyorum…

Bütün yüreğimle

Bu yazı toplam 480 defa okunmuştur
Urfalı olmak kolay değildir
Veysel Polat
Urfa peygamberler şehri. Putlara, zulüm ve zorbalığa kafa tutan, köleliğe karşı hürriyet mücadelesine önderlik yapan seçilmiş insanların mücadele verdiği şehir. Rahman ve Rahim olan Allah'a secde eden İbrahim'in tek başına, İlahlık taslayan Nemruda karşı ayağa kalktığı şehir.. Gerçek Urfalı, İbrahim'e ve onunla aynı yolu yürüyen Peygamberlere yoldaş olabilenlerdir. İyi ile kötüyü birbirinden ayırd edebilen, cehalet ve karanlığı ayağının altına alabilendir. İçindeki ve etrafındaki putları kırıp,
21/01/2012 21:29
Günümüz Türkiye Toplumununa Güneydoğudan bakış
Abuzer ÇİFTÇİ
Anadolu motiflerinin her rengini bulabileceğimiz coğrafyamıza özgün ve doğru bir bakış,her ne kadar isotumuz acı,yaşantımız zor isede yüreğimiz iklimimiz gibi sıcaktır.
19/01/2012 08:21
BEN URFALIYIM DİYORSAN EĞER...
Aziz İLGAZİ
YORUMLARINIZA TEŞEKKÜR EDİYORUM, URFA DÜNYANIN 4 KUTSAL KENTİNDEN BİRİ, URFADA YAŞAMAK BU YÜKÜ TAŞIMAKTIR; BU YÜKÜ TAŞIYAN HER URFALI EĞER " BEN URFALIYIM" DİYORSA; GERÇEKTEN HER URFALI BU YAZIDA ÇOK İYİ TANIMLANMIŞTIR..."BEN URFALIYIM DEMEK SÖZDE DEĞİL, "BEN URFALIYIM" DEMEK İÇİN ÇOK ÇALIŞMAK LAZIM..URFALI OLMAK KOLAY DEĞİL...BEREKETİN, İNANCIN, HOŞGÖRÜNÜN, MASUMİYETİN, KARDEŞLİĞİN, BARIŞIN, HER RENGİN ORTAK NOKTASI URFA'DIR. URFA'LI OLMAK BİR SANATTIR, BİR MEZİYETTİR....
17/01/2012 22:17
YÜREĞİNİZE SAĞLIK
MEHMET YILMAZ
Hocam urfalı olmadıgınız halde bir urfalıdan daha güzel ve içten yazmışsınız urfayı tbrkler...
17/01/2012 22:13
YAZARIN ÖNCEKI YAZILARI
RÖPORTAJ
YAZARLAR
FOTO GALERI
ÇOK OKUNANLAR
 IMKB:51.786 Dolar:1,5097YTL Euro:2,1650YTL  Altýn:355,81YTL