Yeni Anayasa çalışmaları 1 Ekim de, TBMM açılmasıyla başladı. 88 yıllık Türkiye Cumhuriyet tarihinde üç anayasa bulunmaktadır. Bu anayasalar genel olarak demokratik olmayan ortamlarda ve gayri meşru yöntemlerle hazırlanmıştır...
İlk Anayasa 20 Ocak 1921'de, TBMM tarafından kabul edilen ilk Anayasa (Teşkilatı Esasiye Kanunu), TBMM'nin dokuz aylık çalışmasından ve uzun görüşmelerden sonra kabul edilmiştir. Bu Anayasa, dağılan ve yok olan Osmanlı İmparatorluğu yerine yeni bir devletin kuruluşunu hukuki yönden belirten ve varlığını sağlayan bir eserdir. Yeni Anayasa aynı zamanda milli egemenliği hakim kılan ve vatanın kaderine milli egemenliğin temsilcisi Büyük Millet Meclisi'nin el koymasını mümkün kılan ve onun meşruluğunu da tanıtan, hukuki ve siyasi değeri olan bir belgedir...
İkinci Anayasa Ayrıca 1961 Anayasası ile birlikte siyasi sistemi vesayet altına alan kurumlara yer verme geleneği başlamıştır.1982 Anayasası ile devam eden bu gelenek, hem insan haklarını korumasız bırakmış, hem de demokratik hukuk devletinin gereği gibi tesisini imkânsız kılmıştır. Sonuç olarak, Türkiye, anayasal demokrasiye ulaşamamıştır. Herkes, insan onurundan kaynaklanan, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, vazgeçilmez ve devredilmez hak ve özgürlüklere sahiptir. Herkesin hak ve özgürlüğünün sınırı, başkalarının hak ve özgürlükleridir. Devletin temel amaç ve görevi, insan haklarını korumak ve bunların önündeki sosyal, siyasi, ekonomik ve benzeri her türlü engeli kaldırmaktır.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri devlete, insan haklarını yok etme veya bu anayasada belirtilen ölçülerden daha fazla sınırlandırma yetkisi vermez. Yeni anayasa sendika kurma, toplu sözleşme ve grev hakkını; kamu-özel sektör ayrımı yapmaksızın tüm sektörlerde çalışanlara örgütlenme hakkı çerçevesinde eşit olarak tanımalıdır...
1.Yoksullar, kadınlar, engelliler ve çocukların eşitsizliklerini giderici önlemler sosyal haklar alanında da alınmalıdır. 2.Sağlık, eğitim, barınma ve çevre hakları insan onuru temelinde uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerle paralel bir düzenlemeye kavuşturulmalıdır. 3 Eşitlik ve ayrımcılık yasağının bir gereği olarak devlet pozitif önlemler almalıdır. Din ve vijdan hürriyeyetinin sağlanması. Herkes, vicdan, din ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, tek başına veya topluca, açıkça veya özel tarzda ibadet, öğretim, uygulama, örgütlenme ve ayin suretiyle düşünce ve inançlarını açıklama ve yayma özgürlüğü de içerir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz, kınanamaz ve suçlanamaz. Herkes, kendi dini ve inancı doğrultusunda eğitim alma ve verme, eğitim kurumları oluşturma ve müfredatını belirleme hakkına sahiptir. Bir dine ve inanca dayalı eğitim ve öğretimin kişilerin özgürlüklerine bağlıdır. Tarafsızlık ilkesinin gereği olarak devlet kamu istihdamında dine, inanca, mezhebe, kanaate ve felsefi görüşe bağlı tercihleri ve pratikleri nedeniyle hiç kimseye ayırımcılık yapamaz. Vicdani ret bütün vatandaşlar için haktır. Kimse, dini ve felsefi inanç ve tercihlerine aykırı kamu hizmetlerine zorlanamaz. Vicdani red hakkı kamu yükümlülüklerinde eşitlik ilkesine uygun olarak kullanabilmesi gerekir.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, devlet ile bireyler arasındaki hukuki bağı ifade eder. Vatandaşlar arasında etnik köken, dil, din, mezhep, cinsiyet, ideolojik düşünce ve benzeri hiç bir ayırım gözetilemez. Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşları eşit haklara sahip onurlu birer birey olarak vatandaşlık hakkından yararlanması ilkesini, benimsemesi gerekir.
Hiç kimse kendi rızası hilafına vatandaşlık hakkından mahrum bırakılmamalıdır.
1. Azınlıklar kendi dilinde eğitim görebilme hakkına sahip olmalı.
2. bir azınlık dilini resmi yazışmada kullanabilme hakkı verilmedir.
3. milli azınlıkları ve etnik grupları ilgilendiren konularda karar alma sürecine katılabilme hakkı, Anayasal güvence altına alınması gerekir.
Türkiye’de uzun yıllar boyunca çok geniş kitlelerin anadillerini kullanmaktan mahrum edildikleri düşünüldüğünde, anadilin eğitim ve kamusal makamlarla ilişkilerde kullanılmasını anayasal güvence altına alan bu tür bir yaklaşımın, Türkiye hakları için daha isabetli olacağını ve ülkemizi dünya ülkeleri seviyesine çıkaracaktır.
Herkesin kültürel, bilimsel, dini ve sanatsal faaliyetlerinde anadilini kullanma tanınması bir zenginlik olarak görülmelidir. Kamu hizmetinde de, anadilde her türlü yazışma ve iş görme hakkına sahip olamalıdır.
Bütün insanların evrensel hak ve özgürlüklere sahip olduğu inancını taşıyoruz. Tüm bireylerin hiçbir ayrımcılığa maruz kalmaksızın eşit olduğunu kabul etmek ve bütün farklılıkları kültürel bir zenginlik olarak görmek gerekir. Evrensel barış idealini paylaşıyor ve ekolojik dengenin koruması geleceğimiz olan çocuklarımıza bir miras olarak görüyoruz. Demokratik bir düzen için, insan haklarına saygılı, hukukun üstünlüğü ilkesini benimseyen , özgürlük şiarını hedef alan çoğulcu, eşitlikçi bir anayasanın gereklli olduğudur. Yeni açılan TBBM 'nin bunu başaracak bir güce sahip olduğu inancındayım. Mürefeh ve güçlü bir anayasanın ortaya çıkması dileğimle.