Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İbrahim Hakkari
Tefecilik sistemi “tik tak” işliyor…
12 Ekim 2011 09:29
 

Şanlıurfa’da tefecilik başlıklı yazımda tefeciliğin hangi boyutlara vardığını anlatmaya çalışmıştım. Bu yazımda hem Şanlıurfa hem de ülke genelinde yaşanan gerçekleri dilim döndüğünce anlatmaya devam edeceğim.

Tefecilik, mafyanın vazgeçemediği en karlı işlerin başında gelir. Bu emeksiz, denetimsiz ve vergisiz kazanç yolu nice ocakların sönmesinde başrol oynamaktadır. Yapanın yanına kar sayılır anlayışı var oldukça, bu kazanç yolu denetlenmediği ve sorgulanmadığı sürece istediği şekilde devam edeceğe benzer…

Akıllara soru işaretleri peş peşe gelmekte. Tefecilik suç mudur? Bildiğimiz kadarıyla 01.06.2005 yılında “Tefecilik Ceza Yasasına” alınarak yasanın yürürlüğe girdiğidir. Ayrıca 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu 4369 Sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki 344. maddesi bendinde tefeciliğin suç olduğu ve ne şekilde cezalandırılacağı açıkça yazmakta…

Türkiye’de çeşitli yıl ve tarihlerde ekonomik krizler yaşamış ve yaşanmaktadır. Bu krizler sonucu kapanan fabrikalar, dükkanlar, verimli araziler, bağlar ve bahçelerin bir gecede bozulan yıllanmış düzenler, beş milyonu aşkın işsiz, alt üst olan gelir düzeyleri ile krizin sosyal sonuçları belki yıllarca sürecek...

Artan fuhuş, uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, kahvelerde milyonlarca insanımızın ömürlerini törpülemesi, hırsızlık vakalarında yaşanan patlama, cinnet ve intiharların sıradanlaşması, yıllar öncesinden meydana gelen psikolojik hastalıklardaki artış hep kriz ekonomilerinin ortaya çıkardığı sosyal sorunlar değil mi?

Halkımız, çocuklarının çocukça taleplerine bile yanıt verememenin utancını yaşar hale gelmiştir. Tutarsız ve bilinçsiz politikalar sonucunda boynu bükük ve gülmeye hasret bir millet olup çıktık. Bırakın gelecek ile ilgili kaygı duymayı, günün sonunu nasıl getireceğini bile bilmeyen ve evinin içinde bile korku ile sinerek yaşayan millet haline gelerek kelimenin tam anlamıyla dibe vurmuş durumdayız…

Halkımız bu tabloyu hak ediyor mu? Yıllarca “Kemer sık” dediler Sıktı. “Vatan için özveride bulunun” dediler bulundu. “Vatan için şehit ol” dediler. Olundu ve hala olunmakta. Bu halk daha ne yapsın? Her ekonomik krizin değişik sosyal sonuçları olur. Bir yandan, toplumun en geniş kesimleri daha da yoksullaşırken, krizden beslenen rantiyeciler, tefeciler türedi. Bunlar, toplumun üretken kesimi değil, üretimden farklı bir şekilde beslenen kesimlerdir. Krizin, ekonomik ve sosyal sonuçlarının varlıkları ile daha da çekilmez ve ağır kılarlar.

Tefecilik, birçok sanayici, işadamının ve esnafın sonu olmuştur. Bankalardan gerekli krediyi alamayan veya borçları nedeniyle darboğaza düşen birçok kişi, tefecilerin kucağına düşmüş ve yüksek faizle aldıkları paraları ödeyemedikleri için sonu ölümle bitebilen kanlı olaylar yaşanmıştır...

Kuşkusuz, birçok okurumuz doğal olarak, kimse tefeciden para almak için kimseyi zorlamıyor ki; diyebilirler. Yani, “Alan da veren de razı” diyebilirler… Bu doğru değil! Öncelikle, içinde yaşadığımız sistemin kendisi insanları zora ve belaya koşturuyor. Nasıl mı?

Esnafsınız ve işleriniz iyi gitmiyor, ödeme güçlüğü çekiyorsunuz. Yaşamak ya da en azından çarkınızı çevirebilmek için nakde ihtiyacınız var. Herhangi bir bankadan kredi çekmenin mücadelesini veriyorsunuz. Şimdi, bankalardan kredi çekmek deveye değil hendek, yolun ucunu göstermekle eş. Bir senediniz protesto edilmiş, bir çekinizin arkası yazılmış ise “gümlüyorsunuz..” Kaldınız mı ortada?

Eş dost kapısı çaldınız yine bulamadınız ve tıpış tıpış tefecinin kucağına yürüyorsunuz. Önemli olan sonrası değil o an işinizin görülmesi. İşte kıyamet bu nokta da başlıyor. Yüksek faizle senetler hazırlanıp, imzalanıyor. Zahmetsiz aradığınız para o an için cebinizde ama ya sonrası?

Tefeci düzeninde bin bir türlü oyun, bin bir türlü ayak. Borcunuzu ödemeniz değil ödeyememeniz için düzen kurulmuş. Her ödeyemediğiniz senet, anaparanın faizlerinde katlanmasını beraberinde getiriyor. Eziliyorsunuz. Örneğin, 1 milyon borcunuzun 12 ayda 15 milyona çıkabiliyor. Buna can dayanır mı? Değil elinizdeki avcunuzdaki, ortada ne dükkan ne ev ne de araba kalıyor...

Evet, bunlar bu ülkede ve Şanlıurfa’da yaşanıyor...

Bilinmiyor mu? Biliniyor...

Duyulmuyor mu? Duyuluyor...

Görülmüyor mu? Görülüyor…

                                                                       

Sistem kurulmuş saat gibi “tik tak” işliyor... Sürün, tefecinin izini, bakın karşınıza neler ve kimler çıkıyor? Unutmadan ve de yeri gelmişken tekrar belirtmekte yarar var. Tefecilik, 01.06.2005 tarihinde ceza yasasına alınarak yürürlüğe girdi. Ayrıca 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu 4369 Sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki 344. Maddesinin 1 numaralı bendinde nasıl ve ne şekilde cezalandırılması gerektiğini de yazıyor. Bilmeyenlere, duymayanlara, görmeyenlere hatırlatmak istedim.

Bu yazı toplam 4473 defa okunmuştur
hoşgeldin
serhat HIŞIRLI
abi kalmeine sağlık özlemişiz güzel yazılarını...tekrar hoşgeldin...
30/03/2012 21:42
tebrik
mame
gündemden düşürmemek için verdiğiniz mücadele ve cesaretiniz için canı gönülden kutlarım.ilgililer lütfen çığlığa kulaklarını tıkamasınlar
14/10/2011 11:48
YAZARIN ÖNCEKI YAZILARI
RÖPORTAJ
YAZARLAR
FOTO GALERI
ÇOK OKUNANLAR
 IMKB:51.786 Dolar:1,5097YTL Euro:2,1650YTL  Altýn:355,81YTL