Son günlerde yaşanan can sıkıcı olaylar, toplum olarak hepimizi üzüntüye boğmuştur. Yaşanan bu olaylar karşısında siyasiler çözüm üretme yerine, sorunu içinden çıkılmaz hale getirmektedir.
Ülkemizin hali hazır en önemli sorunu ne ekonomik nede idari bir sorundur. Sorun sosyal bir sorundur. Bu sorunun masa başında oturup plan yaparak, mühendislik formülleri veya askeri tedbirlerle çözülemeyeceği gözler önündedir. İfrata ve Tefrite girmeden üçüncü bir yolla bu sorunu çözebiliriz. Yeter ki taraflar samimi ve öz verili olsun.
Öncelikle Kürtler ve Türkler ne zamandan beri birlikte yaşıyor? Bu birliktelik zorunlu mu olmuş? Tarih sahnesinde bu iki kavim neden hep birlikte hareket etmiştir. Bu iki toplumun ortak özelikleri nelerdir? Vs.Önce buna bir bakalım.
Kürtler ve Türklerin kaderini kesiştiren temel unsur İslam dini olmuştur. Kürtler İslam dininden önce Zerdüşt dinine mensuptu. Türkler ise Şaman dinine mensuptu. Bu iki toplum da İlahi bir mesajı olmayan bir din anlayışına sahiptiler.
Kürtler Hz. Ömer döneminde, Urfa, Mardin ve Amed bölgesi 637 yılında (Yukarı Mezopotamya) İslam orduları tarafından fethedilmesi ile Kürtler İslam dini ile şereflenmiştir. Bu tarihten sonra İslam ordularının hep mızrağı olmuşlardır.
Türkler ise 751 yılında Talas savaşında Çinlilerle yaptıkları savaşta Abbasilerden yardım talep etmişlerdir. Abbasi halifesi Ebü’l Abbas Türklere askeri yardımda bulunarak, Çin’e büyük bir hezimet yaşatmışlardır. Bu tarihten sonra Türkler de bölük bölük İslam dini ile şereflenmişlerdir. Abbasiler döneminde İslam orduları fetihleri genişleterek kavimlerin bir biriyle tanışmasına, kaynaşmasına vesile olmuştur. Bazen ordu komutanı Kürtlerden, askerler Türklerden, Bazen de ordu komutanı Türklerden, askerler Kürtlerden olmuştur. Bu meseleye örnek vermeden geçemeyeceğim.1071 Malazgirt savaşında Abbasi halifesinin emri ile ordu komutanı Alparslan olmuş, Diyarbakır civarındaki Abbasi halifesine bağlı Kürt Mervani devleti 20 bin atlı askerini Alparslan’ın emrine vermiştir. Bir Kürt komutan olan Selahaddini Eyyubi Kudüsü fethederken askerlerinin çoğunluğu ise Türk’tü. Bu iki büyük savaşın dışında yakın tarihimizde Kurtuluş savaşında Türk ve Kürtler vatanı birlikte kurtarmıştır. Çanakkale’de, Sarıkamışta, Yemende Kürt ve Türk askerleri siperlerde koyun koyuna şehadeti tatmıştır. Fatih sultan Mehmedi fatih yapan hocası Mola Gurani de Kürt değil miydi? Büyük Kürt âlimi tarihçi idris-i Bitlisi olmasaydı Sultan Yavuz Selim Mısırı Fethedebilir miydi? Bunun gibi yüzlerce örnek verebiliriz. Yaklaşık olarak 1150 senedir birlikte tarih ve kültür birlikteliği ile birbirinden kız alan ve kız veren, aynı kıbleye yönelen ve onlarca devletin kuruluşunda birlikte görev almış bu iki kavim ne yazık ki son 80 yıldaki yanlış devlet politikaları ve yaklaşımları bu iki toplumu birbirinden uzaklaştırmakdadır. Bir toplumu inkâr ve yok sayan devlet politikası sorunların çözümünden ziyade çözümsüzlüğü getirmiştir. Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda dünyadaki milliyetçi ve ulusalcı akımlar, ülkemizde de maalesef uygulama alanı olmuştur. Cumhuriyetin ilk yılarındaki eğitim olanağının olmaması veya verilememesi sonucunda savaştan bitkin çıkan bir halk birde din eğitiminden yoksun bırakılınca, olanlar oldu. Din bir toplumun yaşantısından çıkartıldı mı onun yerini mutlaka dolduracak bir beşeri ideoloji vardır. Bazen Milliyetçi söylemler bazen de Marksist söylemler toplumda yer edinir, toplumları değiştirir ve dönüştürür. Bu dönüşümden pay almak isteyen yabancı devletlerin etkisi ise göz ardı edilmemelidir.
Kürtlerin ekseriyeti Devlet ve PKK arsında sıkışmış durumdadır. Örs ve çekiç arasındaki demir misalidir. Yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal. Devletin inkâr ve yok sayma politikalarından vazgeçme sinyallerini vermekte olduğunu gözlemleyebiliyoruz. DTP ise her uzlaşma döneminde toplumun kimyasını bozacak talepleri dillendirerek tansiyonu yükseltmektedir. Son günlerde kendi parti meclisinde dahi görüşmeden Demokratik Özerklik ilanını yapması buna bir örnektir. Türkiye’de siyasi gündemi DTP belirliyor. Çözüm odaklı olmaktan ziyade sansasyon yaratan, tarafları birbirinden uzaklaştıran bir tarzı seçmesi topumu ziyadesi ile üzüyor ve düşündürüyor. DTP barışın gelmesini istiyorsa kendisine gaybtan haber beklemekten vaz geçsin. Siyaseti kendi mecrasında yapmalı ve risk alarak çözüm üretebilirse işte o zaman kendi ayakları üstünde duran Kürt siyasetinin toplumda karşılığı olur. Aksi taktirde hep bir yerlerden emir almaya devam ederler.
Bu sorun yaşayan Türk ve Kürt halkının akil insanları çözüm için bir şeyler yapmalıdır. Türk nasıl ki Bulgaristan’da veya Çin’in Sincan bölgesindeki Türklerin haklarının gasp edildiğini, asimle edildiğini söylüyor ve dünyada kamuoyu oluşturuyorsa, binlerce yıldır birlikte kader birliği yaptığı din kardeşinin kültürel haklarının neler olacağını veya ben bir Kürt olsam neleri talep ederdim diye düşünmeli ve çözüm üretmelidir. Ey Kürt kardeşim! sende ben bir Türk olsaydım bu kardeşlerimin sorununu çözmek için hangi taleplerde bulunurdum diye empati yaparak çözüm üretmelisin. Hem Kürtlere hem de Türklere, tüm inananlara Kuran-ı Kerim bakın nasıl sesleniyor.
“ Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdar olandır.” (Hucurat 13)
“Yine göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu da O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunda bilenler için nice ibretler vardır.”(Rum 22)
Peygamberimizin veda hutbesinde
Ey mü'minler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah'ın kitabı Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin sünnetidir.
Mü'minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslüman'ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslüman'a kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.
Yukarda ki Ayet ve veda hutbesi biz Müslümanlar bir şeyler söylemiyor mu? Sorunun temelinde olaya bakış önemlidir. Beşeri ideoloji ve doktrinler hiçbir zaman halkların kardeşliğini tesis edememiştir. İslam dini ise bunu tarihin birçok döneminde sağlamıştır.
Müslüman Kürtler ve Türkler! bu sorunun çözüm merci sizlersiniz. Taşın altına siz elinizi koymaz iseniz, birileri bu sorunun altına bedeninizi koymaya niyetli. Kin ve öfkeyi bir tarafa bırakıp akan kanın durması için el ele gönül gönüle olma zamanıdır.
Esen Kalınız.