Metrolife baner
Günak sağ reklam

İYİ Parti'nin oy oranı?

Meral Akşener'den çok özel açıklamalar: İYİ Parti'nin oy oranı? Saadet Partisi ile ittifak olacak mı?

İYİ Parti'nin oy oranı?
  • 28-03-2018 14:39

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener 1 Nisan'da Ankara'da gerçekleştirecekleri Kurultay öncesinde YeniGaste.com'a çok özel açıklamalarda bulundu. İYİ Parti'nin son oy oranından, Saadet Partisi ile ittifak ihtimaline... Dış politikadan, Kurultay hazırlıklarına kadar değerlendirmelerde bulunan Meral Akşener'in, sorularımıza verdiği cevaplar şöyle: "KARARSIZLARIN YÜZÜ BİZE DÖNÜK, AK PARTİ 7 HAZİRAN'IN DA GERİSİNDE" En çok merak edilen konuyla başlamak istiyorum. Kamuoyuna çeşitli aralıklarla seçime ilişkin anket rakamları yansıyor. Kimisi sizi baraj altı gösterirken, kimi anketlerde ise CHP’yi geçmiş ve AK Parti’den sonra ikinci parti konumuna geldiğiniz görünüyor. Siz düzenli anket yaptırıyor musunuz? Anketlerde İYİ Parti ne durumda? Tabii ki yaptırıyoruz. Anketler, saha çalışmaları; işini namusu ile yapan firmalar tarafından yapıldıklarında biz siyasetçiler için önemli birer veri kaynağı. Halkın nabzını tutuyoruz ki, halkın isteklerini doğru tespit edelim ve politikalarımızı bunlara göre belirleyelim. Seçimlere ilişkin de düzenli olarak anket yaptırıyoruz. Çeşitli firmalara yaptırdığımız anketler var. Rakamlar neredeyse hemen hemen aynı. Partimizin oyu, yüzde 20 bandına oturmuş durumda. Bu rakam, meşhur tabirle bu Pazar seçim olsa Milletvekilliği seçimlerinde alacağımız oyu ifade ediyor ve şu an için yüzde 22 civarında. Kararsızlar dağıtılınca yüzde 22 oluyor. Kararsızlar oy oranlarına göre dağıtılınca aslan payı AK Parti’ye düşüyor. Bu kararsızların yüzünün bize dönük olduğunu düşünüyorum. İYİ Parti’nin potansiyel oyu çok daha yüksek oranlarda. Onun için oyumuzun yükselişinin devam edeceğini söyleyebilirim. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oranlar İYİ Parti açısından, Milletvekilliği seçimlerinin üzerinde seyrediyor. Diğer partilerin çıkaracakları Cumhurbaşkanı adaylarına haksızlık etmem istemem. Nihayetinde anketler belli olan adaylar üzerinden yapılıyor ve adayı belli değil ise partinin adayı olarak ankette yer alıyor. Son anketlere göre Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Sayın Erdoğan ile benim aramda geçeceği görülüyor. Orada başabaş bir mücadele yapacağımız anlaşılıyor. Şunu da vurgulayayım; AK Parti 7 Haziran seçimlerinin de gerisinde. Zaten AK Parti’nin yana yana “kiminle ittifak yapsam?” çabası da bu rakamların Sayın Erdoğan’ın da önüne gitmiş olmasından kaynaklanıyor. Hatta ben Sayın Erdoğan’a çekmecesindeki anketleri açıklama çağrısı da yaptım ama bir ses çıkmadı biliyorsunuz. Anketlerden çıkan önemli bir sonuç da “kararsızım” diyenlerin oranının çok yüksek olması. Maalesef OHAL’in bu denli uzun sürmüş olması vatandaşı tercihini özgürce ifade etmekten alıkoyuyor. Ancak “kararsızım” diyenlerin büyük çoğunluğunun da bugünkü yönetimden hoşnut olmayan kitleye mensup olduğu aşikâr. Bütün veriler Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanabileceğimizi gösteriyor. İşini iyi yapanları tenzih ediyorum ancak TV’lerde boy gösteren kadrolu yandaş anketçiler saray adına konuşuyorlar. Onları halkımız ciddiye almıyor. "TAYYİP BEY İLK TURDA SEÇİLEMİYOR, İKİNCİ TURDA BAŞA BAŞ GİDİYORUZ"  İYİ Parti’nin durumunu böyle özetlediniz. Peki ya sizin oyunuz yüzde kaç? Cumhurbaşkanlığı yarışında… Malumunuz orada partilerden ziyade, isimler yarışacak… “Erdoğan’a karşı Akşener” … Böyle bir yarışta nasıl bir sonuç alınır? İşte iktidar sahiplerinin uykusunu kaçıran hikâye orada başlıyor. Çünkü yapılan anketlere göre ben aday olduğumda Tayyip Bey ilk turda seçilemiyor. İkinci tura kaldığımızda da daha önce belirttiğim gibi başabaş bir yarış söz konusu. Son yaptığımız ankette ikinci turda yüzde 45’lerde eşit görüyoruz. Geriye kalan kararsızlar sonucu belirleyecek. Bununda bizim lehimize olacağını tahmin ediyorum.  İktidar şimdiye kadar kimseyle başabaş yarışmadığı için büyük bir endişe ve korku içinde. Kaybedeceklerini gördükleri için de vatandaşlarımıza da kendilerini “yenilmez armada” olarak göstermek için algı operasyonuna başvuruyorlar. Sürekli “Erdoğan şu kadar seçime girdi, hepsini de kazandı” propagandası yapılıyor. Evet, doğru. Hep kazandınız da, bugüne kadar hiç İYİ Parti ile yarışmadınız. Karşınıza dikilen, halkın istekleri doğrultusunda siyaset yapanlarla yarışmadınız. Artık İYİ Parti var. Bu sebeple, AK Parti ilk defa bir seçimde gerçek anlamda yarışmak zorunda olacak. Ve inanıyoruz ki yarışın sonunda İYİ’ler kazanacak! "EN ÇOK AK PARTİ'DEN OY ALIYORUZ"  Partinizi “herkesi kucaklayan, herkesi olduğu gibi kabul eden merkez bir parti” olarak tanımlıyorsunuz. MHP’li seçmenin önemli bir bölümünün sizi desteklediği biliniyor, CHP’lilerde de bir sempati uyandırdığınız aşikâr. Peki ya AK Partili seçmenler? Oradan bir destek var mı? MHP seçmeninin büyük kısmının İYİ Parti’li olduğu sizin de belirttiğiniz gibi apaçık görünüyor. CHP seçmeninden bize yönelen ilginin MHP seçmeniyle yarıştığını da söyleyebilirim. Bir önceki seçimde AK Parti’yi desteklemiş vatandaşlarımızdan da bütün engellemelere rağmen İyi Parti’ye ciddi bir yönelme var. Bunun seçime yaklaştıkça daha da artacağını öngörüyoruz. Bunun için çalışıyoruz. Ak Parti’yi şu yahut bu nedenle desteklemiş kardeşlerimizin de mevcut çürümüşlükten büyük rahatsızlık duyduklarını biliyorum. Bir çıkar yol aradıklarını biliyorum. Nitekim yaptırdığımız anketlerde “bir önceki seçimde kime oy verdiniz” sorusuna AK Parti yanıtını veren vatandaşlarımız arasından ciddi oranlarda “bu sefer İYİ Parti” diyenler var. Ayrıca basın çok duyurmasa da, çoğu yerde AK Parti’den istifa ederek partimize katılanlar var. Şunu söyleyebiliriz. Sayısal olarak en çok oyu AK Parti’den alıyoruz. AK Parti Haziran 2015 seçimlerinin gerisine düşüyor. İkinci sırada en çok oyu MHP’den üçüncü sırada CHP den alıyoruz. Bütün Türkiye gördü bu anketlerden haberdar olan ittifak arayışına girdi. Karizma çizildi. Büyük bir panik içindeler. "İYİLİK HAREKETİ BÜYÜDÜKÇE UYKULARI KAÇIYOR" 16 Nisan referandumunda çıkan başa baş sonuç üzerine 2019 seçimleri için bir hesaplama yapılıyor. Hayır, oylarına atıfla “yüzde 49’un adayı kim olacak?” Tartışması yürütülüyor. Siz bu tanımlamayı kabul eder misiniz? Ben toplumu ayrıştıran, kutuplaşmayı çağrıştıran ve kamplaşmaya hizmet eden bütün tanımlamalara karşıyım. Türkiye’yi şahsi ikballeri için ortadan ikiye bölmek isteyenlere karşı birlik ve bütünlük içinde herkesin birbirine sevgiyle baktığı bir ülke hayal ederek yola çıktık. Ben aday olduğumda %49’un değil iyilerin, haklıların, cesurların adayı olurum. Bu oran da ülkemizde %49’un çok çok üzerindedir. AK Parti’ye gönül vermiş kardeşlerimizden de iyilerin, haklıların, cesurların yürüyüşüne katılım her geçen gün artıyor. İyilik hareketi büyüyor, büyüdükçe de iktidarın uykuları kaçıyor. İnşallah biz iktidar olunca kaybedecekleri bir makamları kalmadığı için rahatça uyuyabilecekler. Ama tabi saraylarda değil. Bizim gibi halkın arasında yaşamak durumunda kalacaklar. İşte o zaman belki halkın halini daha iyi anlayacaklar. "FETÖ İLE BİRLİK OLAN, PKK İLE PAZARLIK YAPANLAR MI MİLLİ?" Malumunuz Sayın Bahçeli ve Sayın Erdoğan bir “blok”tan bahsediyorlar. Sizce böyle bir blok var mı? Yani siz bir “blok”un parçası mısınız? Aslında bu sorunun cevabını bir önceki soruda verdim. Bizim kamplaşmayla, kutuplaşmayla, bloklaşmayla bir işimiz yok. MHP ve Sayın Bahçeli konusu üzerine fazlaca konuşmak istemem. Ancak partinin asıl sahipleri olan ülkücüler zaten uzunca bir zamandır durumun farkındalar ve büyük ölçüde de İYİ Parti saflarında toplanmış durumdalar. Bahçeli ülkücülere rağmen, Genel Başkanından, Bakanlarına ve Milletvekillerine varıncaya kadar ülkücülere ve MHP’ye en ağır hakaretleri etmiş olan bir partiyle ittifaka girmiş durumda. Yaptıkları ittifakı da “milli” olarak tanımlıyorlar. Bu tanımlama üzerinden sizin de ifade ettiğiniz gibi bir “blok” oluşturmaya çalışıyorlar. Bir tarafta güya “milli” olanlar, diğer tarafta ise “gayri milli” olanlar… Ben buna gülüyorum, çok da ciddiye almıyorum açıkçası. Ülkeyi bölmeye çalışan bölücü terör örgütü PKK ile görüşüp pazarlık masası kuran, ardından Dolmabahçe’de mutabakata varan; FETÖ ihanet çetesinin “paralel devlet” kurmasına göz yuman, sonra da FETÖ ile birlik olup milli orduya kumpas kuran; şimdi savaştığımız terör örgütü YPG’ye yardıma giden Peşmerge konvoyuna sınırlarımızı açan; sözde Bağımsız Kürdistan referandumu yapan Barzani ve dönemin PYD liderine kucak açan; velhasıl Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin milli varlıklarını satan, şeker fabrikalarını dahi peşkeş çekenler “milli” ise diyecek bir şey bulamıyorum. 16 yıl boyunca gayri milli icraatlara imza atan iktidar, şimdi kendine “milli demekle” milli olamaz. Milletimiz lafa değil, icraata bakarak oy verecektir. Biz bir “blok”un parçası mıyız? Biz iyilerin, cesurların, haktan, adaletten, demokrasiden yana olanların yanındayız. Temel ilkelerimiz de zaten bunlar. Türkiye’nin ortak paydasını temsil ediyoruz biz. O sebeple özellikle de milli değerler üzerinden bir ayrıştırmayı çağrıştıran “milli/gayri milli”, “yerli/yabancı” ve “blok” söylemlerini,  doğru bulmuyoruz.  Bu söylemlerin toplumu kutuplaştırmaya ve ayrıştırmaya götüreceğini, nihayetinde milli birlik ve kardeşliğimize zarar vereceğini görüyoruz. Biz ayrıştırmadan değil, birleştirmeden yanayız. "İLK TURDA HERKES KENDİ ADAYINI ÇIKARACAK" “İttifak” tartışmalarına gelecek olursak… MHP ve AK Parti’nin ittifakı artık kesinleşti… BBP’nin de bu ittifakın parçası olacağı yaptıkları açıklamalardan anlaşılıyor… Siz ise daha önce “Saadet ve Demokrat Parti ile ittifak yapmayı çok isterim” demiştiniz. Son durum nedir? Söylediğiniz gibi ben Saadet Partisi ve Demokrat Parti ile ittifak yapmayı çok isterim demiştim. Gelinen son durumda partilerin cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda kendi adaylarını çıkarmaları yönünde beyanatları oldu. Bunu Sayın Karamollaoğlu da ifade etti, “kendi adayımızı çıkaracağız” dedi. Ancak biliyorsunuz “temel ilkeler” etrafında bir anlaşma söz konusu. Bu anlaşma, bir seçim ittifakı olmasa da, Türkiye’yi huzura kavuşturacak çözüm önerileri üzerine bir uzlaşma olması açısından kıymetlidir. Parlamenter demokrasinin tekrardan tesisi için bir uzlaşı çıktı orada. Bunu anlamlı buluyorum ben. Seçim konusu dışında partilerin bir konu üzerinde tartışıp, istişare edip bir sonuca varmaları da Türk siyasetinin uzunca bir zamandır hasret kaldığı bir durumdur. SAADET İLE İTTİFAK: "PARTİMİZİN YETKİLİ ORGANLARIYLA GÖRÜŞTÜKTEN SONRA NEDEN OLMASIN?" Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda ittifak olmadığını yinelediniz. Peki, ikinci turda ittifak mümkün mü? Bir de Milletvekilliği genel seçimleri için ittifak yapar mısınız? Çünkü Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu bir canlı yayın programında böyle bir soruya “evet, olabilir” cevabını vermişti. Sizin düşünceniz nedir? Artık netleşti, ilk turda herkes kendi adayıyla yarışacak. Bu stratejik olarak doğru bir karar.  İkinci turda ise seçmenin kendi ittifakını, kendisinin yapacağını düşünüyorum. Malum, seçim ilk turda sonuçlanmazsa iki hafta sonra tekrar bir sandık kurulacak. Aradaki o iki haftalık sürede seçmen, Erdoğan’ın biletini kesecektir. Az önce de ifade ettim, AK Parti kendisini “yenilmez armada” olarak görüyor. Ancak bir kez kaybettiğini görsünler, kendileri de afallayacaklar. Seçmen de onları zaten yolcu edecek. Milletvekilliği genel seçimlerinde yapılacak bir ittifaka ise prensip olarak karşı çıkmıyoruz. Sayın Karamollaoğlu’nun açıklamalarını da değerli ve önemli buluyoruz. AK Parti içerisinde emanet oylarının olduğunu biliyorum. Partimizin yetkili organlarıyla istişare edildikten sonra böyle bir ittifakı değerlendirebiliriz. Neden olmasın? "BAŞKA PARTİNİN İÇİŞLERİNE KARIŞMAK İSTEMEM" CHP’deki tartışmalar için ne düşünüyorsunuz? Parti içerisinde dahi “CHP Atatürk’ün kurduğu CHP değil, kurucu değerlerinden uzaklaştı” diyenler var. Muharrem İnce aday oldu ama seçilemedi. İnce kurultay sonrası “bu sonuca en çok Akşener ve Erdoğan sevinecek” dedi. Ne demeye çalıştı İnce? Siyasette çok şey söylenir, normaldir. CHP’nin içişleri ile ilgili yorum yapmayı uygun bulmuyorum. Esasen hiçbir partinin içişlerine karışmayı asla doğru bulmam. CHP tarihi ve siyasi olarak önemli bir partidir. Yetkili kurulları, milyonlarca seçmeni var. CHP ile ilgili söz söylemek öncelikli olarak onların hakkıdır. CHP’nin sorunu varsa kendi içinde çözecektir. Biz birilerinin kaybetmesi veya kazanması üzerinden değil, kendi görüş ve ilkelerimiz üzerinden siyaset yapmayı ve kazanmayı tercih ediyoruz. "ERKEN SEÇİME HAZIRIZ"  Bu kadar seçimler üzerine konuşmuşken… “Erdoğan 15 Temmuz 2018’de erken seçim yapabilir” demiştiniz. Ancak bugün itibariyle bu pek mümkün görünmüyor, seçim takvimi açısından… Yine de bir erken seçim bekliyor musunuz? Siyasette kısa görünen zamanlar aslında çok uzundur. Ne olacağını görmek için biraz daha beklemekte fayda var. İktidar anketlerde kötü görünüyor. Herhangi bir anda iyi bir hava yakaladıklarını düşünürlerse tereddütsüz seçime giderler, bu 15 Temmuz 2018 olmaz da başka bir tarih olur. Ekonomi de her gün kötüye gidiyor. Halk homurdanıyor… İyileşme ümidi de yok gibi. Belki zararın neresinden dönsek kardır diyerek de ileride seçim kararı alabilirler. Görünen odur ki sıkıştılar, çaresizler zaten ne yaparlarsa yapsınlar kaybedecekler. Zaten ülkede hukuk, anayasa, kanun pek dikkate alınmıyor. Gerekli düzenlemeleri yaparlar. “Efendim ülkenin ali menfaatleri için seçim kaçınılmaz oldu, hem muhalefet de seçim istemiyor muydu?” derler ve seçimi yaparlar. Önemli olan şudur, biz İYİ Parti olarak erken ya da zamanında bir seçime her zaman hazırız ve iddialıyız. Çalışmalarımızı belirlediğimiz hedef doğrultusunda kesintisiz sürdürüyoruz. "PAPA İLE GÖRÜŞEN MUHALEFET OLSAYDI 'HAÇLI' DERLERDİ"  Biraz da dış politika ve güncel olaylardan konuşacak olursak… Erdoğan Vatikan’a ziyarette bulundu malumunuz. Bu Türk dış politikası açısından da nadir olan bir durumdu. Yani Vatikan’ın cumhurbaşkanlığı düzeyinde ziyaret edilmesi. Bu ziyareti nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce özel bir anlam aranmalı mı bu ziyaret için? İktidardaki arkadaşlar ve yandaş basın esasında bir film senaryosunda mevcut halleriyle yer alsalar, komedi türünde olur film. Ama bizim yaşadığımız ülkede, gerçekten bu arkadaşlar ülke yönettiği için durum trajedi. Tayyip Bey değil de bir muhalefet lideri Papa ile görüşse yahut faraza aynı karede yer alsa denilecek şey belli. Kıyameti koparırlar. Haçlı derler, İslam düşmanı derler, hain derler. Neler derler neler… Ama gülen yüzlerle Tayyip Bey ve efradı görüşünce çıt çıkmıyor. Biz meseleye şöyle bakıyoruz; Türkiye’nin idarecileri meşru zeminlerde, meşru olan herkesle görüşebilir. Önemli olan görüştüğü konulardaki tutumudur. Akıl buna dikkat etmeyi gerektirir. Aklı kiraya verirseniz o zaman bundan başka şeylere dikkat etmeye başlarsınız. Özel bir anlam aramıyorum bu görüşmede. "AFRİN OPERASYONUNU DESTEKLİYORUZ, FIRAT'IN BATISI DA DOĞUSU DA TEMİZLENMELİ" Afrin operasyonuna gelirsek… Malum Afrin’in merkezi TSK tarafından kontrol altına alındı. Menbiç ve Tel Rifat yeni hedef olarak çizilmiş durumda. Ne düşünüyorsunuz operasyonun seyri için? Zeytin Dalı Harekâtı gecikmiş ama isabetli bir operasyondur, yapılması zaruri idi ve yapıldı. Bu operasyonu sonuna kadar desteklediğimizi bir kez daha ifade etmek isterim. Harp tarihine geçecek bir başarı sergiliyor ordumuz, Allah onlardan razı olsun. Sivil hassasiyetini bu denli gözeten başka bir ordu yoktur dünya üzerinde. İşin bir de böyle bir boyutu var. Bu açıdan da Mehmetçiklerimiz ve güvenlik görevlilerimiz fazlasıyla takdiri hak ediyorlar. Sınır güvenliğimizin tesisi, terör örgütünün tamamen etkisiz hale getirilmesi için operasyonun Menbiç ile devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Fırat’ın Batısı da, doğusu da temizlenmeli ve sınır güvenliğimiz tam anlamıyla tesis edilmeli. Millet iktidarın 15 yıldır yönettiği devleti 15 Temmuz hain darbe girişiminde sokaktan toplamıştı, şimdi de Irak’ta ve Suriye’de yapılan hataları Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı ile yine milli ordumuz ve güvenlik güçlerimiz telafi ediyor. Bu iktidarı önüne gelen aldatıyor, onlar da milleti aldatıyor. Bu kadar aldanan ve hatalı politika takip eden iktidarı milletimiz yapılacak ilk seçimde yolcu edecek, İYİ Parti’nin iktidarına yol verecektir. "KURULTAY'DA 'İYİLİK MANİFESTOSU'NU MİLLETİMİZLE PAYLAŞACAĞIM"  Yeniden partiye dönecek olursak… İl Kongrelerinizi gerçekleştirdiniz. Ve artık 1 Nisan’daki Kurultay için son haftaya girildi. Bu kurultay bir tür formaliteden ibaret mi olacak yoksa İYİ Parti’de yeni isimler ve yeni politikalar duyulacak mı bu kongrede?  İYİ Parti’de hiçbir şeyi formalite olsun diye yapmıyoruz, bundan sonra da yapmayacağız. Yaptığımız her şeyi daha iyiye doğru atılmış bilinçli bir adım olarak tasarlıyoruz. Dolayısıyla 1 Nisan’daki kurultayımızda İYİ Parti’yi seçime taşıyacak kadroların oluşacağı önemli bir hamle olacak. Tüm memleketten seçilmiş delegelerimizle, bir demokrasi şöleni atmosferinde kurultayımızı yapacağız. Kurultayımızın yoğun bir katılım ile gerçekleşeceğinden eminim. İl, ilçe tüm teşkilatlarımız Ankara’daki demokrasi şölenine katılmak için hazırlanıyor. Milletimize; adına “iyilik manifestosu” dediğimiz önemli bir konuşma ile sesleneceğim. Partimizin yol haritasını, ilkelerimizi ve söylemlerimizi milletimiz ile paylaşacağız. Kadrolarımızı daha da zenginleştireceğiz ve 1 Nisan Kurultayı ile büyük iktidar yürüyüşünü Başkent Ankara’dan başlatacağız. "ÇOK DAHA İYİ BİR TÜRKİYE OLURDU"  Son olarak… Çok duyduğunuz bir soruyu farklılaştırarak sormak niyetindeyim. “İktidar olduğunuz da” diye başlamayacağım… Geriden gelerek bir soru sormaya çalışacağım. Örneğin 10 yıl önce veya 5 yıl önce İYİ Parti kurulmuş ve iktidar olmuş olsaydınız. Bugün nasıl bir Türkiye’de olurdu? Birbirine sevgiyle bakan insanların yaşadığı, kimsenin yarın haksızlığa uğrar mıyım diye endişe etmediği, anne- babaların çocuklarının geleceğinden kaygılanmadığı, yükselen inşaatlarıyla değil üreten fabrikalarıyla övünen, yetkililerine tüm dünyanın saygı duyduğu, kadınlarının ve çocuklarının mağdur olmadığı, eğitimin en hayati alan olarak kabul edildiği, masumların, mazlumların hakkını haksız güçlülerden alabildiği, adaletin hüküm sürdüğü bir Türkiye olurdu. Kısacası Türkiye çok daya iyi bir noktada olurdu, kısaca İYİ olurdu. Ancak milletimiz ümitsizliğe kapılmasın, az kaldı… İYİ Parti iktidarıyla milletimiz huzura ve refaha kavuşacak. Türkiye gerçekten İYİ olacak.



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER