Detay Üst

Urfa tarihinin bilinmeyenlerini kitaplaştırdı

Şanlıurfalı yazar Yüksel Yıldırım, Şanlıurfa tarihine ışık tutacak çalışmasını kitaplaştırdı.

Urfa tarihinin bilinmeyenlerini kitaplaştırdı
  • 08-06-2017 09:05

Röportaj: Hasan Ray

Şanlıurfalı Tarih öğretmeni Yüksel Yıldırım, Türkiye’de daha önce üzerinde durulmayan ve Türkiye’de eğitim alanında önemli bir yeri olan Halkevleri üzerine yaptığı çalışmasını kitaplaştırdı. Kitabında, Halkevlerinin genelde Türkiye özelde ise Şanlıurfa’da eğitim, kültür ve sanat alanındaki etkisini irdeleyen Yıldırım, kitabının okullarda verilecek olan Şanlıurfa dersinde okutulması için değerlendirilmesini istiyor. 

Kentin eğitimi ve tanıtımı için önemli

Kitabının hazırlık sürecinde yaşadığı zorlukları büyük çaba sonucu atlattığını belirten Yıldırım, “O dönemde Şanlıurfa’da çıkan gazetelerin bütün sayfalarını tek tek taradım. Bu zorlu çalışma sonucunda ortaya koyduğum bu kitabın bir benzeri daha önce yazılmadı. Bu yüzden bu kitabın kentimiz tanıtımı ve eğitimi açısından faydalı olacağını düşünüyorum.” Şeklinde ifadeler kullandı.

Hocam kendinizden biraz bahseder misiniz?

Yüksel Yıldırım, Şanlıurfalı Tarih Öğretmeniyim. Lisans eğitimini Dumlupınar Üniversitesi Tarih Bölümünde, Tezsiz Yüksek Lisans Harran Üniversitesi'nde, Tezli Yüksek Lisans eğitimini ise Giresun Üniversitesi'nde yaptım. Bu Eğitim Öğretim süreci sonunda 1 Kitap ve 3 Makale çalışmam bulunmaktadır. Urfa'nın Cumhuriyet dönemini konu alan kitap çalışmam Tezli Yüksek Lisans tezime dayanmaktadır.

Halk evi deyince aklımıza ne gelmeli? Biraz ondan bahseder misiniz?

Cumhuriyet döneminde özellikle Atatürk zamanında kültürel kalkınmanın yapılması ve kişileri her açıdan geliştirmek için kurulan bir kuruluştur. Yani eğitimden Türkçe okuma yazmaya, futboldan tiyatroya, müzikten edebiyat eserlerine, türkülerden müzeye kadar her çeşit çalışmaya her alanda çalışmaların yapıldığı kuruluştur. Yöresel türküler ve yerel diğer ürünler korunarak batı tarzında geliştirilerek çağdaş bir görünüm kazandırılmaya çalışıldı. Yapılmak istenen amaç buydu. Aslında kültürel bir kalkınma amaçlanıyordu.

Halk evlerinde belli bir süreç devam etti. Bu sürecin topluma ne gibi etkileri oldu?

Toplumda özellikle eğitim alanında büyük bir gelişim yaşandı. Okumamış kişilerde aktif çalışmalar yapıldı. Özellikle tiyatro, futbol gibi alanlarda sosyal yardım, kütüphane ve yayım çalımları yapıldı. Özellikle Köycülük şubeleri köylerde sosyal yardım, hem eğitim ve sağlık açısından yapılan çalışmalar olmuş. Halk evi ile birlikte halkın tümü çağdaş bir görünüme kavuşturulmaya çalışıldı, her alanda geliştirilmeye çalışıldı. Bunun da özellikle büyük illerde açılan halk evleri oldu. Ve başarılı bir şekilde gönüllü öğretmenler ile birlikte büyük bir çaba gösterilerek, bu şey yapılmaya çalışılmıştır.

Urfa Halk evinin özellikle başarılı olduğu bir alan var mıdır? Örneğin müzik, folklor gibi…

Urfa halk evlerini temel alırsak, tiyatro şubesi çok büyük bir başarı göstermiştir. Anıl Çeçen, Nurhan Karadağ gibi yazarlar da eserlere konu oldu. Urfa Halkevinin yaptığı bu çalışmalar ulusal gazetelerde sık sık yerini alarak Türkiye gündemine geldi. Şanlıurfa diğer Halkevlerine göre yaptığı çalışmalar ile ön plana çıkmayı başardı.

Daha sonra halkevlerinin Cumhuriyet Halk Fırkasına bağlanmasının sebebi nedir?

Halkevleri, Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde açıldı. Bu kurumun normal başkanları ve üyeleri Cumhuriyet Halk Partisinden olması gerekiyordu. Ancak Urfa’daki çalışmayı incelediğimizde çok farklı bir sonuca ulaştık. Halk evleri normalde CHP tarafından açılırken Urfa’da CHP Parti Teşkilatı bulunmamaktadır.CHP il başkanlı Urfa’da ilk defa 1944’te açılıyor. Urfa Halkevi ise 1934’te açılmış ve arada 10 yıllık bir fark var. Biz bunu göz önünde bulundurduğumuzda parti teşkilatı olmadığı halde Urfa’daki kişiler daha çok okumuş kesim ve bunların yapmış olduğu birçok çalışma var. Özellikle Türkçe okuma ve yazma kursları 1945 yılında CHP tarafından verilen bir talimatla ile başlatılırken Urfa Halkevinde ise 1934 yılından itibaren hem İngilizce, Fransızca hem de Türkçe okuma yazma dersleri verilmeye başlanmıştır. Ve bu da Urfa’nın diğer halk evlerine oranla daha farklı bir noktada olduğunu göstermektedir.

Urfa gibi bir yerde bu başarı oranının yüksek olmasındaki sebep nedir sizce?

Urfa gibi bir yerde başarının sağlanması özellikle öğretmenlerin birçoğunun gönüllü olarak çalışmasından geçiyor. Gündüzleri okullarda oldukları halde geceleri gece 12’ye kadar sadece bir alanda değil tiyatro olsun, futbol olsun, voleybol olsun yüzme çalışmaları olsun birçok alanda aktif rol olarak görev almışlar. Ve bunu gönüllü olarak yapmışlar hiçbir karşılık beklemeden yapmışlardır.Özellikle Türkçenin eğitimi konusunda o dönemin yerel gazeteleri basında özellikle her gün bir kelimenin Türkçe karşılığı verilerek o kelimelerin halka aktarılması için çalışmalar yapılmıştır. Yine aynı şekilde Fransızca ve İngilizce dersleri de gazete üzerinden verilmeye çalışılmıştır. O da ilginç bir şeydir ki zaten görüntüleri de kitapta yer almaktadır.

Peki, halkevlerinin İnkılâpların yerleşmesinde ne gibi etkiler oldu?

İnkılâpların yerleşmesinde değil de inkılâplarla birlikte oldu. Amaç ilkelerin halka benimsetilmesiydi. O döneme baktığımızda çarşaflı kadınların tiyatroya gitmesi bir örnektir. O dönemde tiyatro hazırlandığında özel günler temel alınarak şey yapılırdı.  Örneğin 11 Nisan’da 4 gün boyunca üst üste o tiyatro yayınlanırdı. Ve o tiyatrolara kadınların 4’ncü veya 5’nci günlerinde çocukları ile gitmeleri ile birlikte kadının sosyal hayata katılmasında büyük etken oldu. Özelikle Atatürk ilkelerin Urfa gibi bir yerde benimsenmesine etkili olmuştur. Çünkü orada halkın devlete olan bağlılığı çok net bir şekilde gösteriliyor.

Şimdi Halk Eğitim Merkezleri ile karşılaştırdığımız zaman ‘bu yok bu var’ diyebiliyor musunuz?

O günün halkı kalkındırma çabası devlet eli ile yapıldığı için o daha büyük bir oranda etkili olmuştu. Halkın devlete bağlı olduğunu özellikle İsmet İnönü’nün 1932 yılında Urfa’ya gelmesi ve bunun 1946 yılına kadar her yıl aynı gün İsmet İnönü’nün Urfa’ya gelişinin yıldönümü olarak kutlanırdı. Yani devlet bir kalkınma politikası oluştururken halk o kalkınmaya canı gönlüden gönüllü olarak katılmış olup kendini orada geliştirmiştir. Bu şey 1950 yılına kadar devam ediyor. 1950 yılından sonra yapılan seçimlerin Demokrat Partinin kazanması ile birlikte bütün mal varlıklarına el konulunca bu kurum kapanma sürecine gelmiştir.

Mesela dönemin yerel gazetesine baktığımızda o dönemde 7 tane gazetenin yayın yaptığını görmekteyiz. Bu gazetelerde yayınlanan haberlerin ne kadar doğru yanlış olduğunu analiz edersek, o dönemin haberlerini takip ettiğimizde mesela halk evinde yapılan bir yanlışı çok net bir şekilde eleştirebiliyorlardı. Hani başkasının yaptığı bir yanlışı ne bir şekilde eleştirebiliyorlar. Orda o kurum iki ya da üç kere eleştirilince düzelmelerin olduğunu görmekteyiz. O gibi şeylerinde yapılması da gerçekte güzel bir çalışma olmuş.Mesela kadınlarla ilgili yaptığı çalışmalar dikiş kursları, dokuma kursları, müzik kursları ve bunlarında katıldığını görmekteyiz. Ve ayriyeten gezici kadınlar ve gönüllü öğretmenler köylere giderek bu köyde bulunan kızlara ve kadınlara hem Türkçe okuma yazma öğretirken hem de el becerilerin geliştirmek için günümüz Halk Eğitim Merkezlerin yapmış olduğu el dikişleri kursları verilerek halkın gelişmesinde katkıda bulunmuşlardır.

Bu tören ve anmalardaki programlarda ki amaç nedir?

Bu tür şeyler kültürel kalkınma projeleri olduğu için özellikle cumhuriyet bayramı, Lozan gününün kutlanması, dil bayramlarının kutlanması o dönemde özellikle bir tarih bilincinin oluşturulması isteniliyordu. O tarih bilinci ile birlikte kişiler hani gelecekte gençler geçmişten ders alarak geriye dönüp daha rahat karar alabilmeleri içindi bu tür şeyler. Yani geçmişi atmadan modern olanı almaktı bunu adı. Tabi bu konuda büyük başarılar sağlanmıştır. Özellikle diyelim ki 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlanırken fotoğraflara da göreceksiniz ki Urfa’da kutlama oluyor, protokol oluyor ve damlarda onu izleyen kadınların fotoğrafları çekiliyor.

19 Mayıs denilince bir kurtuluş oldu hani Atatürk’ün Samsuna geçmesi ile birlikte başlıyor. Amaç onu benimsetmekti. Bir Lozan’ın kutlanması yine aynı şekilde yani geçmişi atmadan modern olanı almaktır. Piyano eşliğinde sessiz sinemaların oynanması o dönemde baya bir tepki toplamıştı. Sessiz sinema oynanırken piyano çalınıyor o dönemde çalınan diğer şeylerin parçaları mırıltısı hala var yani. O dönemde gençlik öyle yetiştirildi. Kurtuluş savaşı sonrasında o kıtlığa ve o yokluğa rağmen birçok insanın okuduğu ve aydınların yetiştiğini gördük.

Halkevlerinin günümüz uyuşturucu bataklığının önüne geçer miyiz?

Dediğim gibi geçilebilir orada öğretmenler gönüllü olarak çalıştıkları için oradaki bir öğretmen profillide çok önemlidir. Şuan ki öğretmen gönüllü çalışıp da halkın yükselmesi için bunu biz okullarda yapıyorsak bunu halk sonradan eğitimlerde falan yapabilsin. Okullarda bunun çok az yapıldığını görmekteyiz.

Bu hocalar okullarda derslere giriyorlar ondan sonra çıkıp mesela ayn-ı Zeliha gölünde yüzme çalışmaları, futbol müsabakaları olsun yok tiyatro olsun günlerce ve haftalarca yani bir 11 Nisan kutlamaları için 1 ay önceden bir tiyatro ekibi hazırlanırdı o günde gösterime giriyor 4 gün boyunca ardından ilçelere gidip bunu gösteriyorlardı.

Türkiye’de ve Urfa’da halk evlerinin kapatılmasında sancılı bir süreç geçti mi?

1950 seçimlerinde Demokratik Parti kazandıktan sonra bu kuruluşun CHP’ye bağlı olmasından dolayı bu kurumlara devlet tarafından verilen ödeneklere el konuldu. Özellikle Urfa’da yapımı devam eden halk evi bitirilemeden belediyenin yeşil saha alanı olarak gösterilerek istimlâk edildi.

Benim kitabımda özelikle fazla tanıtılmadı. Bazı arkadaşlara ‘kitap fuarı yapılıyor 90 tane yayın evi çağrılıyor Nobel Yayın Evleri var mı böyle bir kitabımız var’ dedik. ‘Yayın evleri çağrılmış ama sizinki çağrılmadığı için yok.’ dedi.  Urfa’nın 1920 ve 1950 yılları arasında bir tarihini ve yapılan birçok çalışma var ve onlar gün yüzüne çıkaran kitap sayısı da ne yazık ki kitap fuarında yoktu. 

Şanlıurfa’da ki kitap fuarında Urfalı yazarlar için ayrılan bir bölüm vardı orada da mı size yer verilmedi?

Burada Üniversitedeki hocalara ben kitabımı vermiştim, benim yoğun bir şekilde İngilizce kursum falan olduğu için gidemedim. Başvuruda yapmadım ama kitabımda bir haber bile vermediler Urfa’daki bütün yazarlar kitabımın olduğunu iyi biliyorlar. Yani açıkçası onlardan beklediğim destek bile gelmedi.

Peki, bundan sonra Urfa’yı yönetenlerde ve önde gelenlerinden bu konu hakkında ne bekliyorsunuz?

Başta Urfa kültürü ile ilgili bir ders her yıl okullarda eğitim olarak verilmelidir. Bunu geçenlerde İl Milli Eğitim Müdürünün özel kalemi ile de görüştük. Böyle bir projenin yapılması lazım ve yapılırken böyle bir kitapta da faydalanması gerekiyor. O günün öğretmenleri ile günümüzün öğretmenleri arasındaki farkı net bir şekilde ortaya koyacağından eminim. Bu kitabında değerlendirilmesini istedim. Bana dersin müfredatının hazırlandığını söylediler. Özel kalemi ile olsun sekreteri ile olsun görüşme halindeyiz. Bakalım müdür bey ile de görüşeceğiz ve sonucunu göreceğiz.



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER