Metrolife
Detay Üst

Osmanlı’dan günümüze din ve devlet ilişkileri

Türkiye’de yaşanan bazı gelişmelerden sonra din ve devlet işlerinin nasıl olması gerektiği yeniden gündeme geldi.

Osmanlı’dan günümüze din ve devlet ilişkileri
  • 08-12-2016 13:16

Röportaj: Mehmet Halhalli

Türkiye’de Son günlerde bazı cemaat ve tarikatlar içerisindeki çarpık ilişkilerin gündeme gelmesiyle birlikte din ve devlet ilişkilerinin nasıl olması gerektiği konusu gündeme geldi. Osmanlı İmparatorluğu’nun birikimi üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanan bu gelişmeler üzerine Araştırmacı, gazeteci ve yazar Ömer Kaysı Osmanlı’dan günümüze din ve devlet ilişkilerini açıkladı.

Son günlerde bazı cemaat ve tarikatlar içerisindeki çarpık ilişkilerin gündeme gelmesi, bizce, toplumda din konusunda derin bir cehaletin devam ettiğini ortaya koymuştur. Oysa bu kadar İlahiyat Fakültesi’ne, İmam-Hatip Liseleri’ne ve Kur’an Kursları’na rağmen toplumda din konusunda bu denli bir cehaletin olması sizce oldukça düşündürücü değil midir?

Tabi ki düşündürücüdür. Ancak, sorunların kaynaklarından biri ve en önemlisi İslam ile teorik İslam arasındaki farklılıklardır. Bilindiği gibi, toplum ölçeğinde, Kur’an ve sünnetin öngördüğü ve mezhep imamlarının sınırlarını çizdiği teorik İslam ile yaşayarak gelen ve anne ve babalardan öğrenilen geleneksel İslam arasında kalmakta ve bu ikisi arasındaki çelişkiler Müslümanları duraksamaya yönlendirmektedir.

Gerçekte bu çelişki İslam tarihinin başlangıcından günümüze kadar süren gelen bir çelişkidir. Teorik İslam, ulema tarafından temsil edilmiş ve onun açıklamaları yönünde topluma yansıtılmıştır. Oysa geleneksel İslam ise tasavvuf ve tarikat kurumları yoluyla toplumda yer etmiş ve nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar yansımıştır.

Acaba Osmanlı döneminde de bu konu aynı şekilde mi temsil ediliyordu?

Osmanlı döneminde bunlardan birincisi ulema, yani Şeri’at ehli, diğeri ise tarikat ehli olarak bu kurumlaşmalar devam ettirilmiştir. Yalnız Osmanlı İmparatorluğu bu iki unsuru da devlet bünyesine alarak resmileştirmiştir. Dolayısıyla Osmanlı’da daima devlet ön planda gelmekte ve dinden üstün tutulmaktadır. Hiçbir dönemde devlet, dinin emrinde olmamıştır. Devlet, dini yaşamda düzenleyici rol oynamış ve dinin devlete egemen olmasının önüne geçilmiştir. Yani kısaca belirtecek olursak; devletin, dinden üstün tutulmasının asıl nedeni, devlet olmadan dinin ayakta kalamayacağı düşüncesidir.

Ancak pratikte böyle olmakla beraber, Osmanlı, hiçbir dönemde devlet dinden üstündür, şeklinde bir formülasyona girmemiş, din ve devlet’i daima birlikte bir söyleme girmemiştir. Osmanlı’ya göre, devlet üstün olmakla birlikte, din bir aracı vasıta değil, bir amaç olarak kullanılmıştır. Yani devlet, dinin öngördüğü sosyal düzenin sağlanması ve egemen kılınması için bir araç olarak benimsenmiştir.

Ulema, devletin sürekli olarak emrindedir. Padişah beratı ile atanır. Din adına fetva veren, dini temsil eden “Müftü”nün her ne kadar devlete karşı bir muhtariyeti varsa da, fetva verirken devlet çıkarlarını göz ardı edemezdi. İşte İslam hukuku devlet başkanına dinin temel hükümlerine ters düşmemek koşuluyla geniş bir çalışma alnı tanımış; askeri, idari ve mali konuda düzenleme yetkisi vermiştir. Bu nedenle Şeyhülislamlar kendilerine yöneltilen soruları bazen “Şer’i maslahat değildir, ferman-ı sultani’ye itibar oluna”, şeklinde fetva vermişlerdir.

Meşayih (şeyhler) de padişah beratıyla tayin edilir. Faaliyetleri devletin denetimi altındadır. Devlet toplum düzenini sarsıcı ve anarşi unsuru olan bazı tarikatları yasaklamış tekke ve zaviyeleri kapatma yoluna gitmiştir.

Kısacası Osmanlı İmparatorluğu, ulemanın temsil ettiği İslam ile tasavvuf ehlinin temsil ettiği İslam arasın dengeleyici bir rol oynamıştır. Bu iki grup arasında dönem dönem oluşan çatışmalar da devlet bir tarafın diğerini yok etmesinin önüne geçmiştir.

Tasavvufun anladığı, İslam ile ulemanın temsil ettiği İslam arasında oluşan bu çatışmanın kaynağı üzerinde ne gibi farklılıklar vardır?

Bu konu oldukça derin ve uzun bir konudur. Bu nedenle bir dahaki söyleşimizde bu konuda kısa da olsa biraz durmaya çalışacağım.

 



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?