Metrolife
Detay Üst

‘İslam bütün dünyayı aydınlatmaya muktedirdir’

Güneşten ufak ufak meşaleler yakıp etrafında toplanmanın bir önemi yok. Çünkü İslam bir güneş gibi tek başına bütün dünyayı aydınlatmaya muktedirdir. Biz Müslümanlara düşen İslam’a sımsıkı sarılmak onun ışığı altında el ele omuz omuza yürümektir.

‘İslam bütün dünyayı aydınlatmaya muktedirdir’
  • 06-08-2016 10:39

Röportaj: Mehmet Kaması

Din adı altında örgütlenip devletin farklı kurumlarına yerleşen terör örgütü FETÖ mensupları bu güne kadar dini istismar ederek kendilerini kamufle etmeyi başardı. Ancak 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında din maskeleri düşen FETÖ’cüler devletin kurumlarında da temizlenmeye başlandı. İnsanları din adı altında kandırıp kendilerini masum gösteren FETÖ’cü teröristlerin nasıl örgütlendiklerini ve nasıl faaliyetler yürüttüklerini gazetemize değerlendiren Harran Üniversite İlahiyat Fakültesi Mezunu ve Üniversite Konseyi üyesi Barış Yaşar, çarpıcı bilgiler verdi.

İşte o röportaj;  

Kendilerini dini bir cemaat olarak tanımlayan FETÖ’nün yapmış olduğu darbe girişiminin nasıl değerlendiriyorsunuz?

Üniversite’ye ilk başladığım da kendime bir yer bulana kadar mecburen onların evinde kalıyordum bir gün bütün ilahiyatçıları Hasbi Bey yurdunda topladılar. Bölge abisi dedikleri kişi gelmişti konuşması bittikten sonra soru soranlar soru soruyorlardı ben de o zaman şöyle bir soru sormuştum "tarih sayfalarına baktığımız zaman İslam bayrağını taşıyanlar tek bir amaçları vardı ilahi kelimetullahi yeryüzüne yaymak. Buna cemaatler tarikatlar da dâhil işte bu amaçlarından uzaklaşanlar devlet olsun cemaat olsun tarikat olsun tarih sahnelerinden silinip gittiğini gördük hep. Bu gün hizmete bakıyorum sanki bu amaçtan ziyade dünyalık amaçlar daha fazla gibi görünüyor bunu nasıl değerlendirirsiniz diye sormuştum? Cevabı şöyleydi " dünya mali kimdeyse güçlü olan odur bak biz size böyle yurtlar evler açıyoruz ve burada Allah’ı zikir ediyoruz yetmez mi?

Demek istediğim şu; iki katlı bir ev düşünün bu FETÖ ilk katta öğrencilere saf masumane bir ortam oluşturuyorlar. Burada bütün zararlı şeyler: sigara alkol vs. yasak zikir yapılır, namaz kılınır yani hep güzel şeyler yapılır. İkinci katta ise asıl faaliyetleri vardır; buraya kandırdıkları masum insanları çıkartırlar devletin farklı kurumlarına yerleştirirler ve böylece sinsi planlarını uyguluyorlardı ancak bunu yaparken ailelere hep ilk katı gösteriyorlar biz de böylece bunlar çocuklara güzel şeyler öğretiyorlar deyip onların üst katta yaptıkları kirli oyunları görmüyorduk. Ama gören biri vardı. Onlar hesap yapıyordu ancak Allah da hesap yapıyordu.

Türkiye artık kendi öz değerlerini yakalamaya başladı ve Türkiye bütün Müslümanların umudu olmaya başladı artık bütün dünya görüyor ki ülkemiz durmadan parlıyor ve ecdadımızın dünya hâkim oldukları ruhu yakalamaya doğru hızla ilerliyor sizce bunu gayri Müslimeler ister mi tabi ki istemez bu nedenle yıllarca bu toprakların semalarına fitne fesat bulutların yaymaya çalıştılar. En sonda bizim en hassas olduğumuz yerden inancımız üzerinden bizi dağıtmak istediler ve bu planın bir parçası da FETÖ’dür. FETÖ İslam düşmanların bir maşasıdır işte bu masayalar halkımızın iradesine darbe vurmak istediler ama Rabbime sonsuz hamdüsenalar olsun ki başaramadılar. Aziz milletimiz buna müsaade etmedi.

Türkiye’de dini cemaat ve tarikatların gidişatını nasıl değerlendirmek gerekiyor?

İslam tarihine baktığımız zaman peygamber efendimiz döneminde herhangi bir cemaat ve tarikattan söz etmek mümkün değildir böyle bir şeye gerekte yoktu çünkü Müslümanların aklına bir şey takıldığında hemen ilk kaynaktan efendimizden aslını öğreniyorlardı. Ancak efendimizin ebedi dünyaya intikal etmesinden bir kaç yıl sonra fikri yarışmalar başladı. Nitekim ilk olarak Hz. Ali ile Hz. Muaviye arasında cereyan eden sifin savaşında hariciye diye bir akım oluştu sonrası kesilmedi tabi mezhepler meydana çıktı. İslam devleti gelişti değişik kültürlerle tanıştı lakin fikir ayrılıkları bitmedi mezhepleri cemaatler ve tarikatlar takip etti. Günümüzde dört hak mezhep ve sayısızca cemaat ve tarikatlar mevcut olup varlıklarını sürdürmektedirler.

Ülkemizde bu gün pek çok cemaat ve tarikatlar mevcuttur belki İslamin temel esasları konusunda bir uyuşmazlıkları yoktur. Ancak sosyal hayatta insanlar şu bu diye ayrılıyorlar ve bu da ciddi sorunlar doğuruyor bu nedenle ülkemizde hala varlığını sürdüren cemaat ve tarikatlar kesinlikle siyasi meseleden uzak durarak evvela İslam’a hizmet edecek, ülkesine topluma annesine babasına ailesine faydalı bireylerin yetişmesine öncülük etmeleri gerekiyor.

Cemaat ve tarikatların İslam’daki yeri nedir nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cemaatler ve tarikatlar İslam’a esasları dışına çıkmadıkça toplum için faydalıdırlar şöyle insanlar bağlı oldukları cemaat ve tarikatlar vesilesiyle kötü alışkanlıklarından uzak durmaya gayret ederler. Çünkü insanlar toplu şekilde Allah’ı zikir edince birliktelik ruhuna sahip olurlar güçlendiler ancak amaçlarından uzaklaşan cemaatler tarikatlar toplum için büyük tehlike doğuruyorlar. Aslında çok ince bir çizgidir. Düşünün bir yapı siz buna cemaat deyin tarikat deyin ne olursa olsun durmadan güçleniyor ve bu güç belli bir süre sonra kontrolden çıkıyor. Yâ da bu güç ezelden beri bu toprakların üzerinde emelleri olan devletlerin eline geçiyor yani bu da mümkündür zira FETÖ öyle oldu güçlendi ve bu gücü bize karşı kullandılar işte maalesef cemaatleri ya da tarikatların böyle de tehlikeleri var. Bu konuda diyanet İşleri başkanlığımıza çok büyük sorumluluk düşüyor zira bizim İslam dinimiz yüce kitabımız ve efendimizin sünneti ile birlikte apaçık bir güneş gibi duruyor. Bu güneşten ufak ufak meşaleler yakıp etrafında toplanmanın bir önemi yok bana göre. Çünkü İslam bir güneş gibi tek başına bütün dünyayı aydınlatmaya muktedirdir. Biz Müslümanlara düşen İslam’a sımsıkı sarılmak onun ışığı altında el ele omuz omuza yürümektir.

Böyle dini toplulukların engellenmesi ve kontrol altına alınması için neler yapılmalı

Aslında bu sorunun cevabı çok kısa ve nettir böyle din adı altında ‘hizmet ediyoruz’ deyip bir terör örgütü haline gelen örgütlere karşı Müslümanların yapacağı en güzel şey İslamin emirlerine sımsıkı sarılmak ve merkezi sağlam tutmak geriyor merkezde ehlisünnet ve’l cemaattir.

Şöyle ki;

Ezoterik, Batini, Ilıman İslamcılık ve Aşırı Muhafazakârlık, Vah abilik düşüncelerine karşılık merkezi çok sağlam tutmamız gerekiyor. Merkez de Ehli Sünnet ve’l cemaattir.

Zaman bize gösterdi ki Batini, Ilıman İslamcılık aklıyla hareket edenler İslam’ın ruhundan uzaklaşarak akıllarını başkalarının ceplerine koymuş ve başkalarının himayesine girmiştir. Bunlar Kur’an’ı bir bütün olarak ele almaktan uzaklaşmış, kendi manevi değerlerine, ülkelerine saldıracak kadar alçalmış ve hatta terör örgütü haline gelmişlerdir. Bunun en büyük örneği, dünyaya İslam’ı yayacağız deyip Papa’yla kol kola gezen İsrail’in, ABD’nin sözcülüğünü yapan, kelime-i şahadette “Muhammenden Resulullah” demeseniz de olur diyen, bünyelerindeki görevli kadınlara bu ülkede örtünün, şu ülkede açılıp saçılın diyen FETÖ (Terör Örgütü)dür. Zira bunlar kendi bünyesinde olmayanları kendi fikirlerini benimsemeyenleri ötekileştirmiş ve kendilerine engel olanları da imha etmişler ve ne yazık ki buna da hizmet demişlerdir. Tek tek yaptıklarını anlatmayacağım burada, zira bütün halkımız onların kirli yüzlerini çok net görüyor artık.

Aynı şekilde aşırı muhafazakârlık, modern muhafazakârlık( buda yeni bir akım) dediğimiz İslami fikir alanına salt akılla giren, “Kur’an bize yeter” deyip, Kur’an’daki cihat ayetlerine dayandıklarını iddia ederek olaylara dar bir pencereden bakıp salt ve kıt fikirlerle Müslümanları tekfir edip kesen öldüren akımında en büyük örneği DAİŞ terör örgütüdür.

Bunlar İslam’ın ruhundan uzak oldukları gibi İslam’a büyük zarar vermektedirler. Bunlar Kur’an’ı bir bütün olarak ele almaktan uzak, Efendimizin (s.a.v) Sünneti, Sahabe-i Kiram ve âlimlerimizin içtihadını, kısaca 1400 yıllık birikimimizi yok sayan akımlardır.

İşte bu, oluşumlara ya da akımlara karşı merkezi yani Ehli Sünnet ve’l Cemaati çok sağlam tutmak gerekiyor. O da, Kur’an’ı bir bütün olarak Efendimizin (s.a.v) Sünnetiyle birlikte değerlendirerek, Sahabe Efendilerimizin Âlimlerimizin içtihatlarına bakarak yani 1400 yıllık birikimimizden kopmadan değerlendirmeler yapmakla mümkün olacaktır.

Sonuç olarak bu kısa değerlendirmeyi yaparken yetkililerden bir talepte bulunmak istiyorum. O da şudur, Ülkemizde ne kadar dini cemaat varsa bunların ezoterik, batini, ılıman İslamcılık ve vahhabilik, aşırı muhafazakârlık akımlarına dönüşmelerini engellemek için yapılandırmalarını ve faaliyetlerini büyük bir öz verilikle takip edilmesi hatta Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlanmasını talep ediyorum.

FETÖ’nün üniversite içerisindeki faaliyetleri hakkında bir değerlendirme yapar mısınız?

Malumunuz üzerine bu FETÖ her ilde pek çok yurtlar okullar evler açmışlar üniversite öğrencileri genel olarak farklı illerden belki de hiç görmedikleri illere geliyorlar. KYK yurtları var ama bu çok az bir kontenjan hakkı tanıyor onun dışında büyük bir kitle dışarda kalıyor ve bunlar hepsi geldikleri yere yabancılar kimseyi tanımıyorlar ve bunlara acil barınacak yer lazım işte FETÖ masum öğrencilerin zorunlu ihtiyaçlarından faydalanarak onları kendi bünyelerinde alıyor ve üniversite hayatları boyunca onların fikir dünyalarına hüküm etmeye çalışıyordu.

Üniversitede bölüm, bölüm teşkilatlanmalara gidiyorlar. Dernekler kulüpler kuruyorlar ve kendi bünyelerindeki öğrencilerden seçtikleri kişilere çeşitli görevler veriyorlar. Örneğin ev imamı bolum temsilcisi bilmem a bölgesi imamı bölgesi imamı gibi görevler vererek öğrencilerin kendilerini büyük hissetmelerini sağlayarak onlar üzerinde daha da etkili olmaya çalışıyorlar. Ancak bütün bunlara bakarak onların yurtlarında evlerinde kalan bütün üniversite öğrencileri FETÖ mensubu saymak çok büyük bir yıkım olur zira bunların içinde hiç görev almamış Vatanına milletine sadık temiz gençler de var hatta yüzde 80 -90 kısmı hepsi böyledir.

Bu kesim sadece barınma gibi temel ihtiyacı için onların yurtlarında ya da evlerinde kalmış o yüzden onların bünyesinde kalmış bütün öğrencileri suçlamak kesinlikle büyük bir yıkıma sebep olur. Hatta ben inanıyorum ki üniversitesi öğrencilerinden onların bünyesinde kalıp görev alanlar bile bu süreçte onların yüzlerine tükürmüştür çünkü onlar bu öğrencilere hizmet diyorlardı öğrencilere dini sohbetler diyorlardı ve öğrenciler bu niyetle onların bünyesinde kalıyor görev alıyor ve canla başla hizmet ediyorlardı şimdi ben diyorum ki Rabbim o saf niyetle hizmet etmiş olan kardeşlerimden razı olsun inşallah onlar hizmetlerin karşılığını da alacaklar ve dediğim gibi o saf niyetle hizmet eden öğrenciler FETÖ’nun bu kirli katil yüzünü gördüğünde hiç düşünmeden onlara lanet edip onlardan uzaklaşmıştır. Benim bu şekilde tanıdığım çok öğrenci kardeşim var. Yani demem şu ki bu öğrenciler üstü bir şey öğrenciler en alt ve temiz tabakadır ve maalesef bu lanet FETÖ bu saf temiz tabakayı göstererek arka tarafta üst tabaka kirli oyunlarını planlıyorlardı.

Üniversitede temsilcilik seçiminde siz aday olduğunuzda bir haber sitesinde size çekilmeniz için tehdit edildiği yazılmıştı bu doğru mu?

2014 yılında üniversiteden temsilcilik seçimleri vardı. Benim aday olmak gibi bir düşüncem yoktu. Çünkü hiç seçim yapılmıyordu üstler gelip bölümlerde birini belirlerlerdi ve formalite icabı bir seçim yapıp o kişiyi temsilci diye tanıtıyorlar. Ve o kişi de sadece onlara hizmet ediyordu ancak arkadaşlarım ‘Barış sen aday ol’ dediler ama benim aklımda tereddüt vardı. Adaletli bir seçim yoksa ben de yokum dedim ve direk Celil Abuzer hocamın odasında gittim o zaman dekan Abdurrahman Elmalı’ydı. Kendisi şu anda gözaltında.

Celil Abuzer Hocam da dekan yardımcısıydı kendisine gitmemin sebebi de şuydu; Celil hocam onu tanıdığım ilk günden itibaren bu FETÖ den nefret eden onların toplumu farklı yöne kaydırmak istediklerini söyler ve bizim vatanımıza bayrağımıza sahip çıkmamız ehlisünnet ve cemaat dairesinde hareket etmemiz gerektiğini söylerdi velhasıl gittim dedim ki hocam kısa ve net bu temsilcilik seçimi adaletli mi olacak yoksa adaletsiz mi olacak kıymetli hocam şöyle dedi ‘barış korkma bu seçim adaletli olacak’ dedi bu cevabı aldıktan sonra aday oldum ve çalışmalara başladık onlar daha önceden başlamışlardı. Yaklaşık 6 aday vardık ve seçim oldu aralarında en az ben çalışmıştım çünkü onların çok çalıştığını gördüğüm için onlar alır diye bir kabullenmiştik vardı bende. Seçim bittikten sonra ben üçüncü olmuştum ancak hiç kimse benden bunu beklemiyordu ve salt çoğunluk sağlanmadığı için o ilk seçim iptal oldu sonra sondan 3 kişi çekildi üç kişi kaldık ve seçim bir hafta sonra tekrar yapılacaktı bu sonuç bana büyük bir motivasyon oldu ve sınıf arkadaşlarımla çok ciddi bir çalışma yaptık işte bundan sonra başladı.

Her şey bu bir hafta içinde benimle görüşmek istediler üst abileri. Ancak ben gitmedim sonra bir gün baktım dört kişi geldi yanıma ve konuşmak istediler bir yere oturduk konuştuk bana dediler ki bak biz hizmet yapıyoruz bir sistemimiz var ya sende gel bize dahil ol ya da seçimden çekil ben asla çekilmeyeceğimi söyledim kendilerine ve ayrıldık seçim günü geldiğinde ilahiyat fakültesi FETÖ’cü mensuplarıyla doldu o an düşündüm bir fakülte temsilciliği bunlar için niye bu kadar önemli diye? Meğer ülkemizde en ufak yerlere bile sızmak her yeri ele geçirmek onların ruhuna işlemiş ama çok şükür ezici bir üstünlükle onların tehditlerine rağmen ilahiyatı onlara vermedik. Çok şükür iki yıldır fakültemde öğrenci kardeşlerime hizmet ettim bu hizmetleri yaparken şu anki Dekanımız Prof. Dr. Hikmet Akdemir hocam bize çok destek verdi. Bu vesileyle kendine buradan bütün öğrenci kardeşlerim adına şükranlarımı sunuyorum.

Son olarak sizde bir genç olarak gençlere neler bu konularla ilgili neler söylemek istersiniz?

Gençlik çok önemli bir dönemdir zira delikanlı dediğimiz, insan kanının kaynadığı dediğimiz dönem gençlik dönemidir ve eğer bu dönemde duygular iyi yönetilmez ise akıl ruha ve vücuda hâkim olmazsa insan geri dönüşü olmayan hatalar yapabilir bu insanların bütün döneminde öyledir ama en çok gençlik döneminde vardır. Bu zira insan denilen varlığın olgunlaşması baya bir zaman alıyor. Ben de bir genç olarak kardeşlerime diyorum ki hepimiz duygularımıza aklımıza hâkim olmalıyız ve asla geçmişimizden maddi ve manevi değerlerimizden kopmamalıyız İslamin ipine sımsıkı sarılmalı sıratı müstakim yolundan asla ayrılmamalıyız Rabbimizden başka hiç kimseye boyun etmemeliyiz ve asla aklımızı fikrimiz başkalarına cebine koymamız gerekir.

Son olarak 15 Temmuz gecesi FETÖ ve uşaklarına karşı dimdik durarak şehit olan bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Şu dünyada yaşadığım her gün şehitlerimize dua edeceğim onlar bizim kalbimizde hep yaşayacaklar...


Editör:

HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?