Metrolife
Detay Üst

Cumhuriyet ve Demokrasi (3)

Ömer Kaysı, “Atatürk yaşadığı sürece kendi adıyla anılan bir ideolojiyi savunmadı. Zira o ideolojilere karşıydı. Ona göre ideolojiler hareket özgürlüğünü kısıtlıyordu.” dedi.

Cumhuriyet ve Demokrasi (3)
  • 25-01-2017 10:19

Röportaj: Mehmet Halhalli

Araştırmacı, Gazeteci ve Yazar Ömer Kaysı, Cumhuriyet ve Demokrasi söyleşimizin üçüncü bölümünde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Atatürk’ün ideoloji konusundaki duruşunu değerlendiren Kaysı, Atatürk’ün ideolojilere hareket alanının kısıtladığı için kaşı olduğunu belirtti.

Cumhuriyetimizin kurucusu olan Atatürk, şüphesiz deha çapında bir insandı. Türk ulusunu kalkındırmak ve güçlendirmek için var gücüyle çalıştı. Elindeki kıt olanaklara rağmen büyük işler başardı. O dönemdeki birçok Türk aydını gibi o da Türk ulusunun akılcılıktan uzaklaştığını düşünüyordu. Bu nedenle akılcılık ve gerçekliğin toplumda yer etmesi için birçok önemli reformlara girişti. Yaptıklarını beğenip beğenmemek ayrı bir konu olmakla beraber samimiyetinden asla şüphe edemeyiz.

Atatürk yaşadığı sürece kendi adıyla anılan bir ideolojiyi savunmadı. Zira o ideolojilere karşıydı. Ona göre ideolojiler hareket özgürlüğünü kısıtlıyordu. Atatürk’ün ideoloji ve doktrinleri reddettiğine tanıklık eden bir sürü kaynak vardır. Atatürk, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın ilkelerini gözden geçirirken, Yakup Kadri Karaosmanoğlu:”-Paşam bu her bakımdan bir inkılap partisidir. İnkılap partisi ise bir ideolojiye, bir doktrine dayanmaksızın yürüyemez”, dediğinde, Atatürk kendisine “-O zaman donar kalırız”, demiştir. Ayrıca Atatürk’ün”, Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasın ilim ve akıldır.

     Bununla birlikte Atatürk adına bazıları bir ideoloji icat etmek istediler. Recep Peker’in Cumhuriyet Halk partisi tüzüğünü İtalyan faşizmine uygun hale getirme çabaları ve Marksist-Leninist ideolojiden etkilenen Kadroculuk hareketi buna en güzel örnektir. Ancak Atatürk bunların hiçbirisine itibar etmediği de açıktır.

      

Doğal olan odur ki, Atatürk’ün değer verdiği birtakım düşünceler, prensipler vardı. Fakat o kendini bir filozof olarak görmekten çok bir aksiyon adamı olarak kendini görüyordu. Bu amaçla bir felsefe kurmadı. Onun reformlarının elbette ki bir ilham kaynağı vardı. Buda Türk tarih ve kültürü idi. Her şeyden önce şunu belirtmemiz gerekir ki, Atatürkçülüğü bir ideoloji haline getirmek isteyenler adeta onun bir ideolog olmamasına bir eksiklik gibi görmektedirler. Oysa bir ideoloji icat etmemiş olmak Atatürk için bir eksiklik değildir. Nice bilim adamları ve ideologlar vardır ki, devlet kurmamışlardır. Diğer taraftan devlet kurucularının arasında da bilim adamlarına çok ender rastlanır.

      Günümüzde Türkiye’nin ve Türk aydının temel sorunu Atatürk’ün putlaştırılması ve Atatürk istismarcılığıdır. Her köy ve kasaba meydanına, her okulun bahçesine onun pek çoğu sanat değeri taşımayan heykelinin dikilmesi, adının her yere konulması ve herkesin bu konu ve zeminde onun adını zikretmeden konuşma yapmaması Atatürk’ün putlaştırılmasından başka bir şey değildir. Her şeyden önce bir faninin gereğinden fazla, abartılı bir şekilde yüceltilmesi ve ilahlaştırılması Türk inancına tamamen ters düşmektedir. Durmadan heykel yapılması, heykele şüpheyle bakan bir kültür geleneğine sahip Türk ulusunun nazarında Atatürk’e puan kazandırdığı da söylenemez. Heykel, bir sanat ürünüdür. Her ulus kendi içeresinden çıkardığı büyük kişiliklerin anısını yaşatmak için onların heykellerini belirli yerlere dikmek ister. Bunu yaparken de heykelin bir sanat değeri taşıması hususu ikinci plana atılmaz. Ayrıca tek bir insanın, gereğinden fazla ve hiçbir sanat değeri taşımayan heykellerinin her yere dikilmesi o insanın putlaştırılması demektir. Bu nedenle Atatürk şu özlü sözü gündeme getirir:” Benim yüzümü görmektense, düşüncelerimi savunun” demiştir. Görüldüğü gibi putlaştırma, düşüncenin bittiğine, dogmatik bir zihniyetin egemen olduğunu işaret eder. Bu açıdan Türkiye’deki heykel Atatürkçülüğünü bir bakıma düşünce üretkenliğin sonu ve biçimcilik olarak algılamak olasıdır.

 

Günümüzde samimiyetlerinden şüphe etmediğimiz bazı kişiler Atatürk’e karşı duydukları yoğun sevgiden dolayı, onun her söylediğini keramet ve bir ayetmiş gibi tekrar edip durmaktadırlar bu konu üzerinde durabilir miyiz?

Doğal olarak diyebiliriz ki; Bu kişilerin anlayışına göre Atatürk hiçbir yanlış şey söylememiş ve hiç hata yapmamıştır. Sanırım böyle bir nitelik peygamberlerde bile yoktur. Bu tarz bir yaklaşım Atatürk’ü udul haline getirmektir. Udul demek yalan ve yanlış söylemeyeceğine ve hata yapmayacağına inanılan kişi olarak tanımlanır. Buna benzer bir yaklaşımı en çok İran’da görüyoruz. Özellikle Caferi mezhebine bağlı olan İran’da “İmam masumdur” mantığı geçerlidir. Yani Ayetullahların söyledikleri ilahidir ve onlar asla yanılmazlar. Şimdi de aynı türden bir yaklaşımla Atatürk ve bunun gibi yöneticiler insanüstü nitelikler yüklemeye çalışmak ve bunu ısrarla sürdürmekle sadece tarihi gerçeklere aykırı davranılmış olunmaz. Aynı zamanda ancak Ortaçağ Avrupa’sında geçerli olmuş dogmatik bir düşüncenin temeli atılmış olunur.

 

Şimdi aşağıdaki şu bölümü dikkatle okuyalım: “Atatürk hiçbir sözünü tefsire (yoruma) bırakacak şekilde ifade etmemiştir o,1906 yılında 25 yaşında Şam’daki 30.ncu Süvari Alayında Bölük Komutanlığı yaparken ne söylemiş ise, 1916 yılında 35 yaşında Ordu Komutanı iken bu söyledikleri gerçekleşmiş ve 1936 yılında Cumhurbaşkanı sıfatıyla dediklerinden hiçbiri, geçmişteki düşünceleri ile çelişmemiştir. Öldüğü güne kadar değerlendirdiği herhangi bir konuda yanıldığı görülmemiş olan muhteşem bir insandır”

 

Peki Atatürk’ün sözleri arasında günümüz koşullarında söylenen farklılıkları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dikkat edilecek olursak burada bir inceleme ve araştırma sonucunda ulaşılmış bir bilimsel saptama değil, bir inanç söz konusudur. Bu konuyu önümüzdeki söyleşimde daha kapsamlı olarak durmaya çalışacağım.



Etiketler: Cumhuriyet Demokrasi
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?