Metrolife baner

Çiftçi’den basın sektörü hakkında çarpıcı açıklamalar

Olay Medya Gurubu Yönetim Kurulu Başkanı ve Gazeteci Yazarlar Cemiyeti Başkanı Celal Çiftçi Urfaekspres.com’dan Şükrü Çiftçi’ye verdiği röportajda Şanlıurfa basınının durumunu değerlendirdi. Çiftçi, basının sorunlarının temelinde birlikte hareket etmemenin yattığını söyledi.

Çiftçi’den basın sektörü hakkında çarpıcı açıklamalar
  • 15-12-2017 09:28

İşte o röportaj…

Celal Bey Öncelikle sizi  tanıyalım Celal Çiftçi kimdir?.

1975 yılında Karaköprü’de doğdum. Evliyim 3 çocuk babasıyım çok küçük yaşlarda iş hayatına girdim. 1992 yılında Türkiye’nin ilk yerel televizyon kanalı olan ŞRT’de göreve başladım. 1993 yılın TV 63’de kameraman olarak devam ettim. 1994 yılında ATV’de kameraman olarak başladım. 1998 yılında ATV GAP bölge temsilciliğine getirildim. O süre zarfında ulusal haber dalında Türkiye 3.’lüğünü kazandım. Güney Doğu Gazeteciler Derneğinde defalarca ödüller aldım. Şanlıurfa’da ulusal haber dalında 1.’lik ödülü aldım. 2005 yılında Şanlıurfa Olay Gazetesini kurdum. 2013 yılında Özel Celal Çiftçi Anadolu Sağlık Meslek lisesini kurdum. O tarihte Urfa’daki gazetecilerin durumu ortada olduğu için Gazeteci Yazarlar Cemiyetini kurup başkanlığını halen yürütüyorum. Cemiyet kurdun başaralı oldun mu dersen ciddi anlamda başarılı olamadım. Çünkü Şanlıurfa’da kendi meslektaşlarımız kendi mesleğine saygı duymadığı için bir başkası bize saygı duymaz.

Gazetecilik anlamında kendim profesyonel olarak bu işi yaptım. Türkiye’de sayılı kameramanların içerisindeydim. Ulusal TV kanalları haber müdürleri, editörler çoğuyla tanışırım ve çalışmışlığım vardır.  Sürekli olarak sarı basın kartı olarak bilinen şeref basın kartını da taşıyorum.

 

‘21.maddede basın hürdür sansürlenemez’ denir. Mustafa Kemal'in hayatını anlatırken Mustafa Kemal Trablusgarp’a giderken hiç bir kimlikle gitmemiş. Sadece gazeteci kimliği ile gidebilmiş, çünkü dünyada basın yayın özgürlüğü var. Basın hürdür sansürlenemez sözünden yola çıkılarak Urfa'da bu ilkeye uyuluyor mu?

Basını bir bütün olarak kabul etmek lazım; Bu işin Urfa’sı Türkiye’si yok. Eskiden yerel basın, yaygın basın, ulusal basın vardı. Şu anda bütün basınlar yaygın basın ve ulusal basın niteliğindedir. Çünkü internet siteleri sanalda bireysel olarak bu işi herkes yapabilir ama sansür olayı farklı bir olaydır insanlar bunu art niyetli olarak anlar bu özgür müdür sansür müdür? bilmeden sözler kullanıyorlar.

Ancak basın özgürdür bütün kurumlara göre özgürdür anayasal verilen bir haktır. Bütün kurumları denetleyebilecek bir mekanizmadır. Anayasanın verdiği bir güçtür ama şu anda basında bir sıkıntı yok. Basını işini yapmaya çalışanlarda bir sıkıntı var. Çünkü uyanık kişiler basını ele geçirmeye çalıştı. Ülkede basınla alakası olmayan insanlar basını işgal ettiler. Nasıl söylesek bu ülkede holdingler siyasiler, tetikçiler, cemaatler, tarikatlar herkes basının gücünün farkına varlığından dolayı herkes kendi medyasını kurmaya başladı. Bu ülkedeki medyanın da basının da asıl görevi halkın sorunlarını dile getirip halkın kurumlar ile arasındaki köprüyü sağlamaktır. Son yıllarda moda olan basın türü kendi holdinginin sigorta anlamında, iş takipçiliği anlamında yürütülen bir basın olarak karşımıza çıkıyor. Herkes kendince bir kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. Böyle olunca bu meslek ehlin dışına çıktı. Çünkü amaç farklı olunca tek taraflı adil objektif bakma şansları olmuyor.

Kalem ellerinde yazıyorlar ama iradesi elinden alınmış. Haber yapıyorlar, kağıda basıyorlar ama haber kir kokuyor ekranlar haber dışında her şey görünüyor. Böyle de olunca basın kirlenmek ve yıpranmak zorunda kalıyor. Örnek veriyorum tarikat ve cemaatine 15 Temmuz sonrası FETÖ'ne baktığımız zaman ne kadar basın kuruluşunu elinde tutuğu 15 Temmuz sonrası ortaya çıktı. Herkeste bunu gördü.Düşünün her tarikat her cemaat ve her siyasi kuruluş medyada bu kadar çoğalıyorsa medya cemaate, tarikata, siyasete, holdinge devlet anlamında suç işlediği zaman ister istemez bu meslek kuruluşları da görmek zorunda kalır.  Suçu işlemiş olur ve ortak olur. Bu cezaii işler onlara da uygulanır. Burası hukuk devletiyse herkes için geçerli basın ayrımı yoktur. Suç işlediği zaman anayasal hak var ama suç işlediği zaman bunun cezasını misliyle alır. Tarikatı ve holdingi gayrimeşru işler yapınca bir operasyon yapıldığı zaman medyasına da yapılıyor. Holdingden dolayı kirlenen medyası bu sefer ‘basın özgür değildir, basına sansürdür’ diyorlar. Basın haber yaparken kendinden yorum katamaz, olduğu gibi objektif bir şekilde gerçekleri halka yansıtmalıdır. Ama habere baktığın zaman kokuşmuşluk, kirlilik, tetikçilik, kalemi kime kiraya vermişlerse ona yaranma anlamında operasyonlar yapılıyor ve basında burada ciddi anlamda sıkıntı yaşıyor.

URFA'DA  5 CEMİYET OLACAĞINA TEK  CEMİYET OLSUN

Benim merak etiğim bir konu var. Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı olarak bu işin ehli olarak şunu sormak istiyorum. Urfa'da birçok tabela gözüme çarpmaya başladı 2-3’e ayrılmış dernekler var. Bu çok başlılığın sebebi ne ve bu çok başlılık basındaki sorunların önüne engel mi?.İnsanların medya anlamında gazetecilik anlamında karakter yapıları oturmadığından dolayı Urfa'da bir çok tabela örgütü görürsünüz. Bunların tabeladan farkı yok; birliğin olmadığı yerde güç olma şansı yok. Urfa'da  5 cemiyet olacağına tek  cemiyet olsun; saygın olsun kendi meslektaşlarının sorunlarını gerçekten dile getirebilsin. Ama az olsun küçük olsun benim olsun mantığı ile böyle 4 tane 5 tane cemiyet  var biri de bizimkidir. Böyle bir oluşum olduğu takdirde benim cemiyeti bırakma, kapatma ve oluşacak yönetimde görev almam sadece üye olarak maddi manevi üzerime ne düşüyorsa yaparım. Yeter ki bu mesleğin kalitesi artsın saygınlığı artsın hakkettiği yerde olsun.

 

Hocam bir gün burada bir derneğin başında bulunan kişi ile aynı ortamda bulundum.  Bu kişi bana dedi ki “Urfa'da derneklerin başında bulunanlara dedim ki kardeşim gelin birleşelim ben size bağlı kalayım biz tek cemiyet altında birleşelim ama bunu maalesef hiç bir cemiyet  kabul etmedi”

 

Bu sorunu böyle lanse ediyorlar hocam yapan kişiler böyle diyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Yalan söylüyorlar bizim cemiyet hariç hiç biri böyle bir talepte bulunmadı.

 

Peki Urfa’daki bu dernek olarak çok başlılık cemiyet olarak basının önündeki sorunların çözülmemesine engel midir?.

Bu sektörde baktığın zaman adeta ofislerin merdiven altı gibi ve çalışan arkadaşlarımızın yanlarında çok kötü şartlarda altında olduğunu görüyoruz. Bu kötü şartlardan dolayı korkumuz, endişemiz 3 yıl sonra biz gazetecilik yapacak gerçek yetişmiş insanlar bulamamaktır. Şunun için verdiğimiz paraların askeri ücrete geçmediğini düşünün bir üniversite mezunu gazeteciliği askeri ücretle ve evli ise çoluğu çocuğu varsa nasıl geçinebileceğini böylelikle gazetelere baktığın zaman her ay iki ve üç bin ekside olduğu süreç televizyonlara baktığı zaman her ay 20-30 milyar eksi ile kapatılan bir süreç bu işin böyle gidemeyeceğini ve gittiği zaman bu kurumlar ciddi anlamda sıkıntı yaşayacak görüyoruz.

Daha çok ciddi sıkıntılar yaşanmadan televizyon kuruluşları Urfa gibi bir yerde uyduda yayın yapan televizyonun çok fazla sayıda olduğunu Mardin gibi bir yerde hiç mi televizyon uyduda olmadığı ve ege Karadeniz bölgesine baktığın zaman sayıların çok sınırlı olduğunu görmekteyiz. Ve maalesef ne hikmetse birinin yaptığı bir işi herkes yapmaya başladı. Biz 26 gazeteden 8'i zor bela üç yılki zamandan sonra düşebildik, televizyonlarda güç birliği yaparak Urfa’yı çok seviyorlarsa Urfa sevdalısıysa eğer o zaman birleşsinler hem para kazanır hem sıkıntı yaşamazlar.

 

Zamanında bir profesör dedi ki,” Urfa’daki basını toplarsan bir sayfa etmez. Kendisi Urfalı bana bu cümleyi kullandı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz gerçekten basındaki kalite bu kadar kötü mü?.

Ben de bunu o hocaya söylemek istiyorum. O profesör olmuşsa hangi alanda Urfa’sına bir faydası olamayan bir adam Urfalı zaten Urfa’nın profesörü de aynıdır. Sokaktaki adamda aynıdır. Bizde Urfalıyız herkes konuşur herkes eleştirir.  O zaman herkes işini iyi yapmak zorunda iyi yapınca hiç bir sorun kalmaz. Önce en büyük sorun işimizi sevmeden yapmamız. 

 

Urfa’da birçok gazeteciyi tanıyorum, merak ettiğim konu da düğünlerde fotoğraf çekip iki satır karaladıktan sonra kendine gazeteci diyenler hakkında ne düşünüyorsunuz; bunların meslekteki yeri nedir?

Biz kendi gazetemizde çok böyle popüler olmayan bir düğün haberi girmiyoruz. Çünkü 50 dolara, 15-20 TL’ye bir de sahte dolarla kendimizi o düğün habercisine kullandırmayız. Düğün haberlerini gazetemizde girmiyoruz. Biz girmiyoruz evet çünkü olan var, olmayan var, kötü örnek var, öbürü var. Bu tür insanların gazeteci diye ortalarda gezmesi pek bir anlam ifade etmiyor. Çünkü onları da gazetecilik yapanı da herkes biliyor.

 Hocam Urfa’da basının kalitesinin artırılması için neler yapılmalıdır?.

Öncelikle basının sektör olarak, bir kişi, bir cemiyet bir camia olmalıdır. Bu işin değeri bu camianın elindedir. İstese yükseltir istese düşürür. Kendi değerini taşımayan insanın yanında olursa mesleğin değeri de olmaz. Kendi değerini taşımayan insanlar yanında olursa bir mücevheri götürürseniz bakkala o taş parçasını alır ama bir mücevheri kuyumcuya götürürseniz, onun değerinin paha biçilmez olduğunu o anlar. Ancak basının bu sektörün sarraflarının elinde değer kazanabileceğini herkesin anlamı lazım. Onun için bu işlerin başındaki insanların bu işi iyi taşıması, iyi yapması, iyi bilmesi gerektiğine inanıyorum.

Urfa’da Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyet Başkanı olarak basın emekçilerinin ekonomik ve sosyal sorunlarının giderilmesi için ne gibi çalışmalarınız var?.

Cemiyet başkanı olarak biz para basmıyoruz, devletten üç kuruş para bile almıyoruz. Cemiyeti neyse üyesi odur. Üyesi neyse cemiyeti de odur. Hiç kimse böyle farklı farklı demagoji yapmasın bir basın sektöründe çalışan bir asgari ücretli en az 2 Buçuk Bin Liraya mal oluyor. Bu kişi gazetesine ne kadar para kazandırabiliyor; kaç tane abone yapabiliyor?, buna da bakmak gerekiyor, şimdi burada herkes tüketicidir. Sadece bu iş patronların sırtına binerek yürümez. Patronlarda ancak ay sonunu zor bel getiriyor.

BİZ ASLA KENDİ KALEMİMİZİ SATMADIK

Son olarak söylemek istedikleriniz nedir?

-Herkesin kalitesini ve profesyonel olarak yaptığı işi Urfa halkı çok iyi bilir. Biz asla kendi kalemimizi satmadık şehrin çıkarları doğrultusunda  belki bazı haberleri görmezden geldik. O haberleri yapsaydık  şehrimize çok ciddi sıkıntılar verirdik anlamında bu tür haberleri görmezden geldik. Ama başka her tür haberde elimizden geleni yaptık. Bedel mi çok iyi bedellerde ödedik . Türkiye’de medya sektörünün revaçta olduğu süreçte  ulusal televizyonlarda ATV gibi kanallarda  bir haber yaptığında Türkiye’de 3/1 o haberi izlediği süreçleri yaşadık. Bir haber yaptığınız zaman öbürsü günü bu konu ile bakan veya müsteşarın Urfa’da olduğunu gördük, Urfa’da sonradan çıkan gazetecilere, televizyonculara bunu söylüyorum; kolay kolay olmadı. Biz geçmişte bu şehirde günde 50 gr, 100 gr toz yuttuk, dışarıdan gelen gazeteci ağabeylerimizi dışarıda gezdirdiğimiz zaman yüzümüzün kızardığını gördük. Habere giderken akşam yatacak otel olmadığından dolayı il dışına gidip konaklayıp Urfa’ya geldikleri günleri de gördük. Bu sorunları biz yazdık doğrudur, dile getirdik, çözüm anlamında ulaşabildiniz mi derseniz, genelde başarı sağlandı.  Şu andaki gazeteci arkadaşlarımızın etik kuralları olmalı hiç sevmediğiniz bir adamında haberi varsa haberi yapılmalı en çok sevginiz adam ise yanlış konuşuyorsa o yanlışı söylemek zorundasın, köşe yazarı ne yazacağını bilmeli gazetecilik gördüğü haberi objektif bir biçimde olduğu gibi yorum yapmadan kamuoyuyla paylaşandır. Köşe yazarı ise bir konuyu işleyerek yorumlama şansı var.  Yol gösterme anlamında proje anlamında  yazabilecek durumda ama her köşe yazıcısı da ahkam kesip ahkam biçip gururunu, kişiliğini özel hayatı rencide etmemelidir. Ettiği zaman bu hukuk anayasa mahkemeleri onlar içinde vardır, şimdi siz beni sevmeye bilirsiniz; yaptığım işi beğenmeyebilirsiniz ama yaptığım işi beğenmediğinizden dolayı siz bana hakaret edemezsiniz, beni rencide edemezsiniz, eleştirirsiniz usulünüze göre eleştirirsiniz ondan dolayı bir toplum güçlü ise o bölgenin medyası güçlü olduğundan dolayı güçlüdür. Medyasının güçlü olmadığı bir toplum ülke anlamında bir yere varma şansı çok zor. Urfa’da şu anda dört tane uydu kanalımızın olması sekiz tane vasıflı gazetemizin olması bu şehir anlamındaki zenginliği de ortaya koyar.

Sizin söylediklerinizden vardığım sonuç bu siz bir devlet olarak millet olarak ayakta durmak istiyorsanız sesiniz çıkmalı sesinizin çıkması içinde medya önemli medyanız olmasa birliğiniz olmasa  birileri sizi sesi soluğu içersinde boğar mı?

Bunlar basit olaylar  televizyonda da söyledim; geçmişte padişahlar dönemlerinde kimi 30 yıl kim 10 yıl  kimi 20 yıl saltanatlarını devam ettirmiştir. Sokağa çıktıkları zaman padişahları kimse tanımazdı.neden tanımazdı; o zamanlar medya olmadığı için medya olmadığı zaman kendini nasıl tanıtacak padişah olsa bile kendini medyasız tanıtamaz ama şu anda ise herkes kendini medya gücü ile tanıta biliyor. Herkes propagandasını yapabiliyor. Fikirlerini açık açık beyan edebiliyor.Bundan güzel daha demokratik bundan daha özgür anlayış nerede var. Ondan dolayı bizi dinleyen bizi okuyan  bütün arkadaşlarımıza meslektaşlarımıza özelikle buna da değinmeden geçemeyeceğim; Harran üniversitesi radyo ve televizyon bölümünde her  yıl 100 tane öğrenci mezun oluyor. Urfa piyasasına baktığımız zaman 1 kaç kişiden başka kimseyi göremiyoruz. Bu arkadaşlara okul okutuyorsak alanda da çalıştırmak zorundayız.Gazete ve televizyonlarda staj adı altında çalıştırmak zorundayız. Bu mesleğin kalitesinin daha fazla artması için bu insanların da yarın okulları bittiği zaman ben üniversite mezunuyum çalışmak istiyorum dediği zaman bir temeli olsun. Üniversite mezunu olduğunu söylediğinde haber yazmasını da biliyorum diyebilmelidir.  Bu arkadaşlar geliyor iş başvurusu için ama haber yazmasını bilmiyor, fotoğraf çekmesini bilmiyor,  montaj yapmasını bilmiyor,  o zaman işsiz kalırlar.



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER