Metrolife
Detay Üst

Tüfeğin mucidi Urfa’da yatıyor

Araştırmacı, Gazeteci ve Yazar Mehmet Sadık Alican, uzun bir zaman diliminde yaptığı araştırmalar sonucunda Şanlıurfa’nın Eyyübiye İlçesi Sınırları içerisinde yer alan Pazar Camisinin avlusundaki türbede yatan zatın Tüfeği icat eden Ahmed Zemci olduğunu ortaya çıkardı.

Tüfeğin mucidi Urfa’da yatıyor
  • 03-12-2016 08:00

Şanlıurfa da Haşimiye meydanında bulunan Pazar Camisinin avlusunda kabri bulunan bu zatla ilgili bir kitabe bulunmamaktadır. Hakkında kulaktan duyma bir çok kahramanlık hikayesi duymuşuzdur fakat bu güne kadar belge niteliğinde bir araştırma yapılmamış olduğunu araştırmalarımız sırasında gördük.

Bu eksikliği gidermek üzere araştırmalarımıza başladık.

İlk olarak büyüklerimizden Mahmut Alican; bize bu zatla ilgili bilgiler içeren babasının (Hacı Kürdo İsmail)  okuduğu eski dilde yazılmış bir kitaptan bahsetti. Bu kitap "Şair Ferdi'nin yazdığı Ebu Müslim Horasani" isimli kitaptı. Kitab'a Urfalı araştırmacı yazar ve arşivci Fethi Göktepe’nin kitaplığında ulaştık. Kitap 21 Ekim 1932 de Muharrem Zeki Korgunal'ın orijinalinden çevirdiği çevri olarak bulduk.

Kitap hakkında yazarın kısa bilgilendirmesi; "Büyük bir merakla ve heyecanla okuyacağınız bu kitabı, tarihi vesikalara ve vak'alara dayanarak doğrudan doğruya kendim yazdım; mevzuunu Şair Ferdi'nin  "Hâzâ Kitab-ı Ebâ Müslim" isimli iki ciltlik manzum eserinden meydana getirdim. İki cildi 525 sayfa tutan Şair Ferdinin eseri, 1325 senesinde taş basma olarak basılmış ve bu gün mevcudu kalmamıştır. Sahaflar çarşısında tek tük bulunsa da pahalı fiyatla satılmaktadır."

21 Ekim 1932

Muharrem Zeki Korgunal

Ahmed-i Zemci, Arap milliyetçisi olan Emevi Devleti'nin yıkılıp, yerine Mezopotamya ve Anadolu halkları için daha ılımlı olan Abbasi Devleti'nin kurulmasında başrol oynayan Ebu Müslim-i Horasani'nin yandaşı, silah arkadaşı olan ve gündüzleri meydanda savaşarak geceleri kaybolduğu, yaklaşık 300 yaşında ancak genç görünümlü, ince yapılı bir ermiş olduğu rivayet edilen kişidir.

Ebû Müslim Abd-ur Rahman bin Müslim El-Horasanî, asıl adı Abd-ur Rahman'dır. Ebû Müslim künyesi ile tanınmış İranlı Türk bir Müslüman siyasetçidir. 718 de doğmuş 755 yılında vefat etmiştir. Emevi Devleti'nin yıkılışı ve Abbasi Devleti'nin kurulması aşamalarında önemli roller üstlenmiştir. Üstte bahsi geçen kitabın neredeyse tamamında silah arkadaşlarıyla birlikte Ahmet Zemci’nin kahramanlıklarından bahsedilmektedir.

Ebâ Müslim'in Merv Şehri Sultanı Nasrı Sayyad savaşları ve Emevîler’in son Halifesi olan Mervan-ı Hımar ile yaptığı haricilerin egemenliklerine son verdiği bu savaşlarda kendine has savaş teknikleri ve usulleri geliştiren  Ahmed-i Zemcî katıldığı bütün savaşlarda  büyük yararlılıklar göstermiştir.

TÜFEĞİ KEŞFETMESİ!

Tüfeği Keşfeden ve Avrupa’lılara Öğreten, Türk Komutanı Ebû Müslim el-Horâsânî’nin Yâveriydi! İlk “Tüfek” Horasan’lı Ebû Müslim’in Yâveri Tarafından Keşfedilmişti!.. Yakın dönem târihçilerinden Hüseyin Nihâl Atsız 1936 yılında uğradığı bir sahaf dükkânında, daha önce hiçbir yerde görmediği yazma bir eserle karşılaşmış, içinde Türklerin çok eski târihlerine ait önemli bilgiler bulunduğunu anlamış ve eserin yalnız “Türkler” ile ilgili kısmını Osmanlıca olarak, aslına uygun bir imlâ ile defter sayfalarına yazmıştı. Bu eser, Sultan Üçüncü Murâd Han dönemi müverrihlerinden Bayburt’lu Osmân tarafından yazılmış olandır. İkinci bir nüshası bulunmayan ve İkinci Dünya Savaşı’ndan biraz önce Almanya’ya götürülen eser, bombardıman esnâsında yanarak târihe karışmıştır. Atsız’ın deftere kaydettiği kısım, eserden geriye kalan yegâne parçadır ve bugün Süleymâniye Kütüphânesi Mikrofilm ve Fotokopi arşivlerinde yer almaktadır.

"Müverrih Bayburt’lu Osmân adlı eserinde; “hukemâ-i mütekaddimînden”, yâni eski İslâm filozoflarından rivâyetle “tüfeng peydâsına sebeb” olan kişinin, yaklaşık bin üç yüz sene önce yaşayan, büyük Türk komutanı Ebû Müslim el-Horasânî’nin yâverlerinden biri olduğunu  îlân etmişti!...

Müellif’in Orhan Gâzî dönemini anlatırken naklettiği“Hikâyet”e göre; “Hulefâ’-i râşidîn’den (Dört halîfe) soñra, Yezîd’ün evlâdı çünki ‘âleme hükm itdi, Horasân’dan Ebu’l-Müslim hurûc idüp (ortaya çıkıp) Şâm’a geldükde, ‘Ahmed-i Zemcî’ dirlerdi, Kahramân-ı Kâtil neslinden Horasân’da bir pehlüvân vâr idi.” Bu yiğit kişi “Zemc adlu bir köyde olurdı”, bu nedenle “Zemcî” diye anılırdı. Aslen Horasan’lı olan Ahmed-i Zemcî, kendisi gibi Horasan’lı olan büyük Türk komutanı “Ebû’l-Müslim’e gelüb” onun ordusuna katılmış ve yakın dilâverleri arasında yerini almıştı. Savaşta Ebû Müslim’in “önünce pehlüvânı idi”, düşmandan korumak için ona siper olup dâimâ önünde giderdi.

Vaktiyle “emîrü’l-mü’minîn ‘Alî -radıyallâhu anh-uñ bir ser-destesi”, yâni kabzalı demir bir sopası “vâr idi.” Hazret-i Ali -radiyallâhu anh- “ekseriyâ zülfikâr lâzım olmayıcak yirde kâfiri ânuñ ile kırardı.” Ondan yâdigâr kalan bu “ser-deste” zamanla elden ele dolaşıp, nihâyet en sonunda “ol pehlüvâna degmiş idi.” Bu öyle bir silâhtı ki, Yezîdîler onunla târ-u mâr kılınmış, “ekseriyâ Yezîd’i ol kır”mıştı. Ne zaman ki “Ebû’l-Müslim vilâyetleri feth idüp”, Emevîler’in yerine “‘Abbâsîler’i halîfe diküb, bırakub Horasân’a getdi”; Ahmed-i Zemcî adlı “bu pehlüvân ki Hârûnü’r-Reşîd’e yetişdi, Hârûnü’r-Reşîd’den icâzet alub Rûm küffârına gazâya vardı, nice vilâyetler alub” Bizans’lıları yenilgiye uğrattı.

Uyanık, zekî ve mahâretli bir şahsiyet olan Ahmed-i Zemcî, bir gün ilhâm-i İlâhî ile, Hazret-i Ali -radiyallâhu anh-in silâhının içine ilginç bir mekanizma yerleştirilebileceğini keşfetti. Dâhiyâne bir biçimde “ferâset ile ser-destenüñ ucın yarub, arasına mücevvef (içi boşaltılmış) demür koyub”, cisim fırlatmaya yarayacak bir tertibat “peydâ idüb, demüre müdevver (dönebilir, yuvarlak) tâş koyub: ‘At!’ didi”; kurduğu mekanizma ne zaman ki içindeki nesneyi attı, atılan cismi şiddetle ileriye doğru fırlattı. Hazret-i“‘Alî -kerremallâhu vechehû-”nun “velâyet”inin desteğiyle nişan aldığı her hedefi vurdu, onunla attığı nesne “her kime vardı ise helâk oldı.” Böylelikle, Ebû Müslim’in akıllı ve mâhir yâverinin eliyle, dünyanın basit yapıdaki ilk “tüfeng”i îcâd edilmiş oldu!

Bayburt’lu Osmân’ın naklettiği rivâyette her ne kadar ayrıntılı bir tasvire yer verilmese de, atılan cismi sür’atle fırlatabildiğine ve hedefini imhâ edecek şiddette vurabildiğine göre, Ahmed-i Zemcî’nin îcâd ettiği ilk tüfeğin, içine yerleştirilen cismi kuvvetle iten bir yay tertibâtına ve onu ateşleyen bir barut mekanizmasına sahip olduğunda şüphe yoktur.

MACAR’LARA TÜFEĞİ ÖĞRETMESİ

Ahmed-i Zemcî’nin Macar Diyârına Gidip, Tüfeği Macar Halkına Öğretmesi:

Bayburt’lu Osmân’ın ında, Ahmed-i Zemcî’nin tüfeği îcâd ettikten sonra Macaristan’a gittiğini ve îcâd ettiği bu muhteşem silâhı önce Macar’lara öğrettiğini gösteren önemli bir kayıt yer almaktadır. Müverrihin tespitine göre, yeryüzünde “ibtidâ (ilk) tüfengi ol zuhûra getürdi”ği için,o âna kadar “tüfek”Avrupa’lılar tarafından bilinmiyordu. Tüfeğin ilk mûcidi olan Ahmed-i Zemcî, âhir ömründe “Macar vilâyetine vardı, ânda bir begüñ kızın müsülmân idüb aldı. ”Uzak diyarlardan gelip kendi topraklarına yerleşen Zemcî’den geniş ölçüde istifâde eden “Macar halkı tüfengi ândan öğrendiler” ve zamanla savaşlarda kullanır hâle geldiler.

Ahmet Zemci nin Emevîler’in dönemi kapandıktan sonra Abbâsîler’in büyük Halifeleri’nden Harun Reşid zamanına kadar yaşadığı bilgisine göstereceğimiz kaynakçalardan ulaştık. Ahmet Zemci, Harun Reşid’in Anadolu’da Bizanslılarla olan mücadelelerine katıldığı ve o akınlarda Urfa’da vefat ettiği ve kabri bulunan yere defnedildiği düşünülmektedir. Doğum tarihi ve ölüm tarihi nasıl öldüğü kesin olarak bilinmemektedir.

Araştırma, Yazı: Mehmet Sadık Alican

Kaynaklar;

1- Ebâ Müslim Horasani Kitabı

Muharrem Zeki Korgunal. Sağlam Kitap evi.

2- Târihten Sayfalar: “‘Top’ ve ‘Tüfek’ Gibi Ateşli Silâhlar Osmanlı Ordusuna Ne Zaman Girmiştir?”, Hakikat Aylık İslâm Dergisi, Ağustos 2007, sy. 167, s. 44-46.

3- Süleymâniye Ktp. Mikrofilm Arşivi, nr.: 478; Fotokopi Arşivi, nr.: 88.

4- Bayburt’lu Osmân, “Tevârîh-i Cedîd-i Mir’ât-ı Cihân”, Süleymâniye Ktp. Mikrofilm Arş., nr. 478, vr. 250.

5- Kemâl Paşa-zâde, “Tevârîh-i Âl-i Osmân”, I. Defter, Millet Ktp. Ali Emîrî, Tarih, nr.: 30, vr. 9a.

6- Djurdjica Petroviç, “Fire-arms in the Balkans on the Eve of and after the Ottoman Conquests of the Fourteenth and Fifteenth Centuries”, haz.: V. J. Parry - M. E. Yapp, War, Technology and Society in the Middle East, Oxford Universty Press, s. 186, 191. bas.: London, 1975.



HABERE YORUM YAZIN
Mehmet maraş Mehmet maraş 02.12.2016

Çok güzel haber.araştırmalar ve haber için teşekür ederim.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?