Metrolife
Celal Çİftçi Aslml
Detay Üst

Urfa'daki 'umut' projesi dünyada yankı buldu

Suriyeli çocukların eğitimi konusuna vurgu yapan çarpıcı tespitleriyle bilinen New York Üniversitesi kürsü profesörlerinden Selçuk Şirin, şimdide Urfa’da başarıyla uygulanan ‘Umut projesiyle gündemde...

Urfa'daki 'umut' projesi dünyada yankı buldu
  • 11-07-2017 13:01

New York Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi desteğiyle yürütülen proje konusunda Hürriyet gazetesinden Ayşe Arman'a röportaj veren Şirin, Urfa'daki başarılı projeyi büyütmeyi amaçladığını söyledi.

Hiç bir şey yapmama lüksümüz yok

Şirin, Arman'ın  ''Taliban mı olurlar yani eğitilmezlerse?'' sorusuna yanıt verirken,  dil sorununa dikkat çekti. Şirin,  ‘’Afrika'daki Boko Haram, Taliban işte böyle çıktı. Dolayısıyla bizim, bir şey yapmama gibi bir tercihimiz olamaz. Fakat sıkıntı şu, dil sorunu var. Biz bu çocuklara, kendi dillerinde eğitim veremiyoruz. Bir sürü imam hatip mezunu var ama Arapça konuşamıyorlar. Biz bu çocuklara, psikolog-psikiyatr-sosyal hizmet uzmanı da sunamayız’’ dedi.

Bir şeyler yapmazsak suç çeteleri tarafından kullanılacaklar...

Röportajdan bazı bölümler şöyle:

''Hiçbir şey yapmamanın da her zaman bir bedeli var. Biz bu çocuklara hiçbir şey yapmazsak ne olur söyleyeyim, bu çocuklar, suç örgütlerinin, fuhuş çetelerinin ve terör organizasyonlarının elinde kullanılacaklar. Yatırım yapılmayan her çocuk, yaşadığı topluma bedel ödetiyor. Nereden geldiğinin önemi yok. Bir de bunlar çocuk. Dahası, kendi tercihleriyle burada değiller. Anne-babaları, yöneticileri vesaire suçlayabilirsiniz ama bu çocukların bir suçu yok. Bu çocuklara, kendi çocuklarımızdan daha çok yatırım yapmamız lazım! Neden? Çünkü bizim çocukların yüzde 45'inde post travmatik stres bozukluğu sendromu yok.

 

Uluslararası güçleri suçlayın, onları değil

Bizim çocukların, başlarını soktukları bir ev ve yarının bugünden daha iyi olacağına dair genel bir inançları var. Ama onlarda yok. Bizim bu çocuklardaki umutsuzluğu, travmayı, eğitimsizliği bir şekilde çözmemiz lazım.8 yaşındaki çocuk karar verdi de, “Ben Türkiye'ye gidiyorum!” demedi ki. Annesi-babası, yöneticisini, uluslararası güçleri suçlayabilirsiniz ama onu değil…

Geri gitmeyecekler

Türkiye, bu konuda en büyük bedeli ödeyen ülke! Aslında dünyada en çok mülteciyi barındıran ülke! Buradan, bir fırsat da doğabilir. Biz, eğer buradaki mültecileri doğru dürüst eğitebilirsek, onları topluma katabilirsek kazançlı da çıkabiliriz. Bakın, onların geri gitme olasılığı oldukça zayıf. Dünyanın her yerinde bu böyle; mülteciler, 5-6 yıl kaldıkları zaman geri gitmiyorlar. Yani şu fanteziden kurtulmamız lazım, “Yarın iç savaş bitecek, bunlar Suriye'ye geri gidecek!” Hayır,  önemli bir kısmı gitmeyecek. Çünkü 5 yaşında gelmiş olan, şimdi 12 yaşında. Artık ergen. Ve burada belli bir ekonomik sistemin içerisine entegre olmuş durumda…

 

300 bin Suriyeli çocuğa bilgisayar oyunuyla eğitim

Bahçeşehir Üniversitesi ve New York Üniversitesi işbirliğiyle yaklaşık bir yıldır Şanlıurfa'da, Eyyübiye Belediyesi'nin de dahil olduğu, sahada bir pilot çalışma yürüttük. Adı 'Umut Projesi'.

Dil sorunu yüzünden Suriyeli çocuklara, bizim bildiğimiz geleneksel yöntemlerle eğitim verme şansımız artık yok. Geçti o. Üstelik çok pahalı, o kadar öğretmenimiz de yok. Bizim Suriyeli çocukların her birine, psikolog, psikiyatr, sosyal hizmet görevlisi atama şansımız da yok. Peki ne yapabiliriz? Ben bu noktada, “Teknolojiyi kullanabilir miyiz?” sorusundan hareket ettim. Sebebi de, benim evde iki oğlum var. Ve sürekli bilgisayar oyunu oynuyorlar. Bu çağın gerçeği de bu. “Acaba?” dedik, “aynı şeyi yaparak, biz bu çocuklara bir şeyler öğretebilir miyiz?” Çıkış noktamız buydu. Çok iyi uluslararası bir ekip kurduk. O ekiple birlikte, 40 saatlik, bilgisayar oyun bazlı bir öğrenme modeli geliştirdik.

Beni çok heyecanlandırdı. Çünkü dünyada ilk defa oluyor bu. Birkaç hafta önce Washington DC'de sonuçları açıkladık. Çok büyük yankı uyandırdı. Forbes, The New York Times, CNN Amerika'da haber oldu. Çünkü dünyaya, teknolojiyi kullanarak biz şunu gösterdik: Bilgisayar oyunu adı altında çocuklara pek çok şey öğretebiliyorsunuz, en önemlisi de umut aşılıyorsunuz.

Günde 2 saat, bilgisayarda, bizim onlara verdiğimiz oyunu oynuyorlar. Haftada beş gün oynuyorlar. Ve bu, 4 hafta sürüyor. Bir kere bu çocuklar, oyun oynayarak Türkçelerini ilerlettiler. 200'den fazla kelime öğrendiler. Bu çocuklar kodlama öğrendiler, bir ayın sonunda 1800 satır kod yazmayı öğrendiler. En önemlisi de, 'yönetsel becerilerini' kullanmayı öğrendiler.

Benim yapmak istediğim bu çocuklara umudu öğretmek, hayal kurmayı öğretmek. Ben, hayalin dönüştürücü gücüne inanıyorum. Ve inanır mısınız, bir ayda, biz bu çocuklara hayal kurmayı öğrettik. 'Minecraft' diye bir oyun var biliyorsunuz. İşte Minecraft'ın içine Microsoft'la anlaştık, çeşitli modüller yerleştirdik. “Hayalinizde evi, mahalleyi kurgulayın” diyoruz. Ve bu çocuklar, oyun oynayarak hayal kuruyorlar. Bu, bilimsel bir proje olduğu için, deney grubu ve kontrol grubu var. 150 çocuk alıyoruz rasgele ve 2 gruba ayırıyoruz. 4 hafta sonra bakıyoruz bu grupların başlangıcı ve sonucu arasında bir fark var mı yok mu diye. Size anlattıklarım, anekdot olarak gözlemler değil. İstatistiki bilimsel verileri paylaşıyorum. Mesela “umutsuzluk ölçeği” var 1'den 5'e kadar. 1 çok umutlu, 5 son derece umutsuz. Bu çocuklar başladığında, her iki grupta da, “umutsuzluk ölçeği” 3'tü. Yani fazlasıyla umutsuzlardı. “Yarın bugünden daha kötü olacak!” diyorlardı. Sabah kalkınca, “Benim güne uyanmam için hiçbir gerekçem yok!” diyorlardı. “Ne kadar çalışırsam çalışayım, sonuç değişmeyecek!” diyorlardı. 4 haftanın sonunda ne oldu biliyor musunuz? Bu çocukların “umutsuzluk ölçeği” 1'e indi. Bilimsel olarak anlamlı bir düşüş. Kısacası proje, son derece başarılı oldu. Şimdi hedefimiz bu projeyi büyütmek…''(Haber Merkezi)

 



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER