Metrolife
Celal Çİftçi Aslml
Detay Üst

Said-i Nursi’nin naaşını için bir araya geldiler

Şanlıurfa Barosu ve Şanlıurfa’da bulunan bazı Sivil Toplum Kuruluşları Merhum Said-î NURSÎ'nin mezarının Mevlid-i Halil (Dergah) Camisinin avlusundan alınıp götürülmesini protesto etmek için bir araya geldiler.

Said-i Nursi’nin naaşını için bir araya geldiler
  • 12-07-2017 15:07

Haber: Mehmet Kaması

Şanlıurfa Barosu ve Şanlıurfa’da bulunan bazı Sivil Toplum Kuruluşları merhum Said-i Nursi’nin naşının Mevlid-i Halil (Dergah) Camisinin avlusunda bulunan yerinden parçalanarak başka yere götürülmesinin 57. Yıl dönümünde Balıklıgöl Platosunda bir araya gelerek yaptıkları basın açıklaması ile tepki gösterdiler.  12 Temmuz 1960 yılında Mevlid-i Halil (Dergah) Camisinin avlusunda bulunan mezarında ansızın bir şekilde kaçırılıp başka yere götürülmesinin insanlık suçu olduğunu belirten STK temsilcileri bu insanlık suçunun düzeltilmesi adına yetkilileri göreve davet ettiler. Naşının nerede olduğunu bildiklerini ifade eden STK temsilcileri naşının şuan bulunduğu yerden alınıp tekrardan eski yeri olan Mevlid-i Halil (Dergah) Camisinin avlusundaki mezarına getirilmesini isteyerek faillerinde bulunup hesap sorulmasını istediler. Bu olayı net bir şekilde kınayan STK temsilcileri naşının  gizli bir şekilde kaçırılıp başka yere götürülmesinin insanlık suçu olduğunu ve olayın kamu Kurum ve Kuruluşlarına Adli ve İdari yönden gereken başvuruları yapacaklarını ve bu konunun bütün boyutlarıyla aydınlatılıncaya kadar takipçisi olacaklarını söylediler.

‘Türkiye'de ve Dünyada benzeri görülmemiş büyük bir İnsanlık Suçu işlemişler’

Toplanan Sivil Toplum Kuruluşları adına konuşmayı yapan Avukat Nurullah Küçükoğlu olayın aydınlatılması adına sonuna kadar takipçileri olacağını belirterek, “Bugün Urfa Barosu ve burada bulunan Urfalılar ile bazı Urfalı Sivil Toplum Kuruluşlarının Temsilcileri olarak tam 57 yıl önce bugün, Merhum Said-î NURSÎ'nin az ötemizde bulunan Mevlid-i Halil (Dergah) Camisinin avlusundaki Mezarının parçalanarak Naaş’nın kaçırılması olayını protesto etmek amacıyla toplanmış bulunuyoruz. Bilindiği üzere Merhum Said-i NURSÎ 23 Mart 1960‘ta Urfa’da Vefat etmiş, ertesi günü yukarıda belirtilen yerdeki Mezarına defnedilmiştir. Merhum Said-î NURSÎ'nin Vefatından önceki son 35 yılında dirisine tahammül edemeyip mutlak tecride maruz bırakanlar, Türkiye'de ve Belki Dünyada eşi benzeri görülmemiş büyük bir İnsanlık Suçu işleyerek ölüsüne bile tahammül edememiş ve Mezarını parçalamak suretiyle, Naaş’ını defninden 111 gün sonra yani 12 Temmuz 1960’ta hırsızlayıp ortadan kaybederek Toplumdan ve Kamuoyundan yine mutlak bir şekilde tecrit etmiştir.” dedi.

‘Said-î NURSÎ’nin Mezar yeri bellidir’

Bu tecritten maksadın Said-î NURSÎ’yi hafızalardan silmek olduğunu ifade eden Avukat Nurullah Küçükoğlu, “Cenevre Sözleşmesi Ek-1 no’lu Protokolü savaşta bile düşman cesetlerini kaybetmeyi İnsanlık Suçu sayarken savaş hali olmayan bir zamanda Ulusal ve Uluslararası Kamuoyunca tanınan birinin Mezarını parçalayarak Naaş’ını kaçırmak elbette ve kesin bir surette büyük bir İnsanlık Suçudur. Bu menfur olayın 2. Bir örneği Türkiye’de yoktur. Zira bu menhus olayda Merhum Said-î NURSÎ’nin Mezar yeri bellidir; fakat Naaş’ı eski dilde nebbaşlık diye tabir edileli mezar soygunculuğu yapılarak çalınmıştır. Bilindiği üzere İnsanlığa karşı işlenen suçlarda da zaman aşımı yoktur.” diye konuştu.

‘Çalınan ve gasp edilen naşını eski yerine getirilmesini istiyoruz’

“1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun Baroların Kuruluş ve Görevlerini düzenleyen 76/1 ve Baro Yönetim Kurullarının Görevlerini düzenleyen 95/21 fıkraları gereği Hukukun Üstünlüğünü, İnsan Haklarını Savunmak ve Korumak, Baroların temel görevleri arasındadır.” diyen Avukat Küçükoğlu, “Biz Merhum Said-î NURSÎ'nin çalınan ve gasp edilen Naaş’ının yerinin tespiti ile 24 Mart 1960 Tarihinde defnedildiği Mezarına iadesini tamamen Hukuki, Vicdani ve İnsani Saiklerle ilgili Makamlardan talep ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

‘Bu olayın tüm yüzü ile gün yüzüne çıkarılmasını istiyoruz’

“Yine bu emsalsiz İnsanlık Suçunu işleyen faillerin tespit edilip Yargı önüne çıkarılmasını, Kamu Vicdanı adına bekliyor ve talep ediyoruz.” Diyen Küçükoğlu, “Çünkü bu olayın üzerinden 57 yıl geçmesini rağmen, hala Vicdan Sahibi her İnsanı muzdarip ettiği bilinmektedir. Urfa Barosu olarak yukarıda bahsedilen Kanunun belirtilen maddelerine istinaden, bu olayla ilgili Kamu Kurun ve Kuruluşlarına Adli ve İdari yönden gerekti başvurular yapacağımızı ve bu konunun bütün boyutlarıyla aydınlatılıncaya kadar takipçisi olacağımızı sizin aracılığınızla Kamuoyuna, duyurmak istiyoruz.” şeklinde konuştu.



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER