DEDAŞ
sur yapı
Detay Üst

Ekonomik kriz peşindeler!

ABD’deki Sarraf Davasını yakından izleyen finansal saldırılar uzmanı Selva Tor, Halk Bankası’nın 1 dolarlık bile işlem yapmadığını, davanın hükümete saldırı olduğunu söyledi.

Ekonomik kriz peşindeler!
  • 28-11-2017 16:31

Ulusal Güvenlik, Finansal/Parasal Saldırılar üzerinde yaptığı çalışmalar ve yazılarla tanıdığımız Finansal Güvenlik Stratejisti Selva Tor, başta Türk-Amerikan ilişkileri olmak üzere bölgesel ve küresel krizlere eko-politik gözle analiz getiriyor. ABD'deki Rıza Sarrafdavasını başından beri takip eden Tor, iki ülke arasında yaşanan krizde Sarraf'ın küçük bir figüran olduğunu belirterek arka plandaki büyük oyuna dikkat çekti.

Tor, 4  Kasım'da jürisi seçilecek ve 4 Aralık'ta ilk duruşması görülecek davaya ilişkin çarpıcı tespitlerde bulundu. ABD'deki bu davada, sahte ve hukuksuz delillerle Türk vatandaşlarının uluslararası hukuka aykırı olarak tutuklandıklarına dikkat çeken Tor, ABD'ye eş zamanlı davalar açılması gerektiğine dikkat çekti. "Rahat olmalıyız" diyen Tor, zira bu dava sadece Türkiye’yi değil ABD’nin de bölgesel ve küresel ölçekte stratejisinin ne olduğunu bize gösterecek. Eğer ABD bu dava üzerinden Halk Bankası ve Türk hükümetinin itibarsızlaştırılması yoluna gidilirse bu 70 yıllık Türk-ABD ilişkilerine tamiri imkânsız yara açacaktır tespitinde bulundu.

ABD'nin yükselen Çin  karşısında Türkiye’ye sırtını dönerek tarihi bir hata yaptığına dikkat çeken Tor, "Türkiye de  kendisiyle en iyi stratejik ilişki kuranla birlikte olmayı tercih edecektir. Sarraf davasını bu anlamda Türkiye'nin gelecek stratejileri açısından belirleyici olacağını ve eğer bu meseleyi ABD yargısı Halkbank ve Türkiye’ye taşımaya yeltenirse bu elbette ABD ile sürdürülen 70 yıllık stratejik ittifakın da temellerini derinden sarsacağını düşündüğünü belirtti. Selva Tor, “Nihayet, ittifakların ebedi değil sadece Türk devletinin ebet müddet olduğu”na vurgu yaptı.

ABD'deki Sarraf dosyası, PYD ve FETÖ'nün ardından iki ülke arasında yeni bir gerginlik konusu oldu. Bu bir yargı meselesi mi yoksa Türkiye'ye dönük siyasal saldırı mı?

ABD yargısı, Birleşmiş Milletlerin 2010 yılında uyguladığı 1929 sayılı yaptım kararı ile yetinmeyerek bu karardan bir hafta sonra İran’a yönelik yürürlüğe koyduğu tek taraflı ambargonun Türk iş adamları ve bürokratları tarafından delindiği iddiasıyla bu davayı açtı. Sarraf'ın tutuklandığı davanın savcısı Pret Bharara’nın ilk beyanlarında 2009-2013 yılları arasında yaklaşık 200 milyar dolar tutarındaki petrol ticaretinden meydana gelen finansal işlemlerin kara para olduğu iddiası var. Benim tahminim aynı dönemde Türkiye üzerinden geçen petrol ödemelerinin 120 milyar dolar olduğu. Ancak İran Çin ve Hindistan gibi büyük alıcılara ambargo döneminde de kesilmeyen biçimde petrol ihracatını yaptı. Türkiye’nin aracılık ettiği kısım ise bunun belki %20sine ancak tekabül ediyordur.  Eğer Türkiye üzerinden İran'ın petrol ihracatının bu kadarına aracılık edildiyse, milyarlarca dolarlık petrol ihracatının geriye kalan kısmı hangi ülkelerden ve kimler tarafından yapıldı? ABD, ulusal menfaatlerinin peşine düşmek istiyorsa burnunun dibindeki Panama ve Seyşel adalarında aklanan 31 trilyon doların peşine düşmeli. Burada amaç, kara para aklaması ve rüşvet davası üzerinden bir ekonomik kriz tetiklenerek 2001’deki krize benzer biçimde Türkiye'deki seçmen davranışlarının etkilenmesi amaçlanıyorsa bunun 2001 krizinden farklı sonuçlar ortaya çıkaracağını düşünüyorum. Bu davaya dair "ABD, şu anda Türkiye'yi cezalandırıyor" algısı var. Ve bu algı Türklerin %80’leri geçen oranda ABD’ye karşı olumsuz bakışlarını daha da güçlendiriyor. Bu olumsuz algı siyasal parti oylarından bağımsız olarak toplumun geneline yayılmış durumda. ABD’nin bunun üzerinde düşünmeye ve öz eleştiri yapmaya ihtiyacı var.

TÜRKİYE'NİN VETOSUYLA BAŞLADI

Nedir bu Sarraf dosyası? Nereden çıktı bu dava?

Aralarında Reza Sarraf'ın da yer aldığı Türk iş adamı ve bürokratlarının ABD'nin İran'a uyguladığı ambargoyu delmeye aracılık ettiği iddiasıyla açılan dosya. Sarraf, İran'ın petrol gelirleri operasyonunun küçük bir parçasıydı. Kronolojik haritayı çıkarmak gerekirse; Mahmud Ahmedinejad, Cumhurbaşkanı olduğu dönemde İran devrim muhafızları mensuplarına dünyanın çeşitli ülkelerinde ambargonun by-pass edilmesi için binlerce şirket kurduruldu. Bu şirketler dünyanın birçok ülkesi – ki aralarında ABD’nin en yakın müttefik ülkeleri de var- ve İran arasında ambargo süresince de ticaretin ve ekonomik faaliyetin devam etmesine aracılık ettiler. 2010 yılında dönemin Güvenlik konseyi üyeleri Türkiye ve Brezilya’nın hayır oyu verdiği kararla yürürlüğe giren 1929 sayılı BM kararı petrol ticaretini kapsam altına almamıştı. Hassas nükleer faaliyetlerin bu faaliyetlerden doğan finansal işlemlerin kısıtlanmasına dönük bir karardı.1929 sayılı karar petrol ticaretini içermiyordu. ABD’nin girişimlerine rağmen kararın petrol gelirlerini dışarıda bırakmasının nedeni yüksek büyüme oranları kaydeden Çin ve Hindistan gibi ekonomilerin, üretim yapısını direkt etkileyecek olan İran'a ambargoya petrol ticaretinin de eklenmesine izin vermemiş olmalarıydı. BM’den beklediği kararı çıkaramayan ABD ise küresel parasal gücünü kullanarak tek taraflı bir ambargo kararı ile BM’i by-pass ederek İran’a dönük yaptırım kararlarına imza atarak, İran’ın petrol ihracatından kaynaklanan parasal ve finansal faaliyetlerinin tamamen önünü kesen bir ambargo yayınladı. 

Türkiye ve Türk vatandaşları, uluslararası hukuk gereği ABD'nin aldığı bu ambargo kararına uymak zorunda mı?

Türkiye, egemen bir devlet olarak BM kararlarına bağlıdır. Ne ABD'nin ne de bir başka ülke yönetiminin kendi ulusal çıkarlarına göre çıkardığı kararları uygulamak zorunda değil. BM kararı bunun önünde bir engel koymuyorsa Türkiye ve Türk vatandaşları İran'la bu ticareti yapabilir. İran ile ticarette BM'nin İran'a yönelik yaptırımlarını belirleyen 1929 Sayılı kararına aykırı hiçbir şey yapılmamıştır. ABD'nin aldığı tek yanlı kararı Türkiye'yi bağlamaz.

KAYNAKSTAR



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER